Kelimeler arşivi içinde; başında "ziyan" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. ziyan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ziyan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ziyan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZİYANKARLIK, ZİYANNATMAK, ZİYANTIKACI
ZİYANKAR, ZİYANKÜN, ZİYANLAR, ZİYANSIZ
ZİYANCI
ZİYAN
ZİYAN
Zarar.
ZİYANSIZ
Zararsız.
ZİYANKARLIK
Ziyankâr olma durumu.
ZİYANKAR
Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan.
ZİYANCI
Zarar verici.
ZİYANNATMAK
Aklını şaşırtmak.
ZİYANLAR
Manisa ili, Sarıgöl ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ZİYANTIKACI
Karıştırıcı, zarar verici.
ZİYANKÜN
Zarar veren.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZİYAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EKMEK
Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.
ZARAR
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.
HESERET
Arapça kökenli hasâret: hasar; zarar-ziyan.
ZARARSIZ
Zarar vermeyen, zararı dokunmayan, dokuncasız, ziyansız. Oldukça iyi, ziyansız.
ANDUZ
Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba. Kırda yetişen bir çeşit ot ki nezleye karşı kökü toz haline getirilip buruna çekilir. Genelev. Kökü ilâç olarak kullanılan bir bitki, raziyane.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
MUHATARA
Korku verici durum, tehlike. Zarar, ziyan.
HINGIZINGINDA
Olsa olsa, en son derecede: Hıngızıngında 16 guruş pul parası ziyan ederim. Bir işin başlayacağı ya da sona ereceği an: iş hıngızıngında iken geldim.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
AVAYIT
Hediye, armağan. Hizmet karşılığı ödenen bedel. Zarar, ziyan yapan hayvanların sahiplerinden, köy korucusunun aldığı para. Düğüne davet için başka köyleri dolaşan kendisine okuyucu denen kimseye verilen bahşiş. Gelin olacak kız için istenen para, başlık. Bahşiş olarak verilen yiyecek.
HEDER
Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma.
HÜSRAN
Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı. Zarar, ziyan.