İçinde ZİYAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ziyan" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ziyan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ziyan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ziyan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ZİYANKARLIK, ZİYANNATMAK, ZİYANTIKACI

8 harfli kelimeler

ZİYANSIZ, RAZİYANE, ZİYANKAR, ZİYANKÜN, ZİYANLAR

7 harfli kelimeler

ERZİYAN, ZİYANCI

5 harfli kelimeler

ZİYAN

Bazı kelimelerin anlamları

ZİYAN

Zarar.

ZİYANSIZ

Zararsız.

ZİYANKAR

Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan.

ZİYANLAR

Manisa ili, Sarıgöl ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ZİYANKARLIK

Ziyankâr olma durumu.

ZİYANNATMAK

Aklını şaşırtmak.

ZİYANKÜN

Zarar veren.

ZİYANCI

Zarar verici.

ZİYANTIKACI

Karıştırıcı, zarar verici.

RAZİYANE

Rezene.

ERZİYAN

Anason.

  -   -   -  

Anlamında ZİYAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZİYAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANDUZ

Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba. Kırda yetişen bir çeşit ot ki nezleye karşı kökü toz haline getirilip buruna çekilir. Genelev. Kökü ilâç olarak kullanılan bir bitki, raziyane.

ÇARÇUR

"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.

ZARARSIZ

Zarar vermeyen, zararı dokunmayan, dokuncasız, ziyansız. Oldukça iyi, ziyansız.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

HEDER

Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma.

AVAYIT

Hediye, armağan. Hizmet karşılığı ödenen bedel. Zarar, ziyan yapan hayvanların sahiplerinden, köy korucusunun aldığı para. Düğüne davet için başka köyleri dolaşan kendisine okuyucu denen kimseye verilen bahşiş. Gelin olacak kız için istenen para, başlık. Bahşiş olarak verilen yiyecek.

MUHATARA

Korku verici durum, tehlike. Zarar, ziyan.

HINGIZINGINDA

Olsa olsa, en son derecede: Hıngızıngında 16 guruş pul parası ziyan ederim. Bir işin başlayacağı ya da sona ereceği an: iş hıngızıngında iken geldim.

HÜSRAN

Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı. Zarar, ziyan.

ÇALMAK

Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

HESERET

Arapça kökenli hasâret: hasar; zarar-ziyan.

ZARAR

Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

EKMEK

Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.