Kelimeler arşivi içinde; başında "zahmet" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. zahmet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zahmet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zahmet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZAHMETSİZCE
ZAHMETSİZ
ZAHMETLİ
ZAHMETİ
ZAHMET
ZAHMET
Güçlük.
ZAHMETSİZ
Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, kolay, emeksiz. Sıkıntı çekmeden, güçlükle karşılaşmadan.
ZAHMETSİZCE
Zahmetsiz bir biçimde, kolay bir biçimde.
ZAHMETİ
Zemheriden sonra gelen elli günlük dönem.
ZAHMETLİ
Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç. Sıkıntı veren.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAHMET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EMENDİRMEG
Yormak, zahmet vermek.
EMEKSİZ
Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz.
KOLAY
Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.
ALKASAN
Zahmet, yürek çarpıntısı.
EMGE
Eza, zahmet.
TEKELLÜF
Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş.
HAYBEDEN
Zahmet çekmeden, bedavadan.
BURÇULMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
ÇİLLELİ
Çileli, zahmetli.
ZORLUK
Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma, güçlük, zahmet.
ÇİLE
Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.
BURÇUKLAMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
DAA
Daha. Öyle ya, bilirsin ya, tabi ki. Lütfen, artık, bir zahmet.
GÜÇLÜK
Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.
GAYİRMEZ
Lütfen, zahmet olmazsa, her ne kadar zahmetse de anlamında kullanılır: Gayirmez bana bir su ver.
EMEKLENDİRMEK
Yormak, zahmete sokmak.
EMENDİRMEK
Yormak, zahmet vermek. Boş yere ümitlendirmek, aldatmak. Emek çektirmek, zahmet vermek, zahmete sokmak, yormak.
EMEKLİ
Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli. Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse, tekaüt.
EMENMEK
Boş yere yorulmak, emek ver mek, uğraşmak, didinmek. Çok fazla emek vermek, çalışmak. Gayret etmek. Gidip gelmek, geri dönmek: Bu işim olsa da bir kere daha köye emenmesem. Dikkat etmek, özenmek. Ümit edip de olmamak. Zahmet çekmek, emek çekmek.
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.