Kelimeler arşivi içinde; başında "zahir" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. zahir ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zahir ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zahir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZAHİRYILDIZI
ZAHİRDE, ZAHİREN
ZAHİRE, ZAHİRİ
ZAHİR
ZAHİR
Açık, belli. Dış yüz, görünüş. Kuşkusuz, elbette, şüphesiz.
ZAHİREN
Görünüşte.
ZAHİRE
Gerektiğinde kullanılmak için saklanan tahıl, aşlık.
ZAHİRİ
Görünen, görünürdeki. Yapmacık.
ZAHİRYILDIZI
Sabahyıldızı.
ZAHİRDE
Görünüşte.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAHİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAYILI
Çok, yığılı: Geçen sene gayılı zahramız (zahiremiz) varıdı.
BELLİ
Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
KOÇU
Süslü bir tür gezme arabası. Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş zahire ambarı.
GAŞIK
Kaşık. Değirmenlerde sepet adı verilen depodan dökülen zahireyi devamlı ve düzenli olarak değirmen taşlarının arasına aktararak öğütülmesini sağlayan araç. (Yeşilköy Gelendost Isparta).
AŞIT
Siper, kuytu yer. Aşılacak yer. Dağ geçidi. Sırt ve bayırların geri tarafı, görünmiyen yüzeyi. Uzak, gözün göremediği yer: Buradan aşıt yere gitme. Dağ ve tepelerin üzerinden arka kısma aşılacak yer. Zahire koymak için, ev içinde yere kazılan ya da duvara yapılan kuyu. Yatak ve yorgan konan ambarların bölmesi. Gizli: Benden aşıt iş yapma. Çevik, cesur, işgüzar. Çığ. Geçit: Aşıdı aşdı getdi. Ateş. Van kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ARKACI
Hamal. Koruyucu. Zahir, yardımcı.
UĞ
Ey, buyrun, efendim. Turluk adı verilen çadırın iskeletini oluşturan ağaçlardan herbiri. (Tahtacı Burhaniye Balıkesir). Yayla evinin yan iskelet ağaçları. (Kızılca Bor Niğde). Direk. Çakşır, şalvar. Zahire ambarı, kiler.
GÖRÜNÜŞTE
Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünene bakılırsa, zahiren.
SARPIN
Tahıl kuyusu, zahire ambarı, silo. Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık.
ZAAR
Kuşkusuz, elbette. Küçük köpek. Her halde, evet öyle. Olasılıkla, galiba. Zahir, herhâlde.
AYTMAK
Türkü söylemek, teganni etmek. Alıp götürmek: Şu zahireyi değirmene aytacağım.
SAYAT
1.Evaltı, meyve ve benzerleri kurutulan yer. 2.Avlu. Evlerde zahire kurutulan üstü kapalı önü açık güneşe karşı yer, sofa.
SERENDE
Meyve, sebze, tarhana ve benzerleri kurutmaya yarayan genişçe, üstü açık balkon. Evlerin dışındaki zahire ambarı.
BELLE
Güneşte zahire kurutmak için çamurla sıvanmış, kenarlı geniş yer.
ZAHAR
Her halde, evet öyle. Evet, olasılıkla. Demek ki. Arapça kökenli zâhir: Her halde (Erzincan Merkez). Arapça kökenli zâhir: zahir; ihtimal ki. Demek, meğer. Arapça kökenli zahir: Galiba, anlaşılan, herhâlde.
ALLAF
Zahireci, aşlıkçı: Allaftan un aldık.
ALAFTAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci.
HERGİL
Uzun boğazlı, kulplu, yemek pişirilen, bir çeşit bakır kap. Erzak ambarı. Ambar; zahire yığılan depo.
YAPMACIK
İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.