ZAA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zaa" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. zaa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zaa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zaa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ZAA

Nişadır benzeri bir nesne. Olasılıkla, galiba.

ZAAR

Kuşkusuz, elbette. Küçük köpek. Her halde, evet öyle. Olasılıkla, galiba. Zahir, herhâlde.

ZAAL

İnan: Onların laflarına zaal olmaz. Sanki.

ZAAF

Düşkünlük. Eksiklik, yetersizlik. İrade zayıflığı.

ZAANA

Su kıyılarında yaşayan kırkayak benzeri bir hayvan.

  -   -   -  

Anlamında ZAA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZAA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MÜNAZA

Münazaa.

MUNAZALİ

Arapça kökenli münâzaa: münazaalı.

HİPOTONİK

İzotonik bir sıvıdan daha düşük osmotik basınca sahip olan. Bir hücrenin ozmotik kuvvetinden yani 300 mOsm den daha düşük, ozmotik basıncı sebebiyle suyun hücreye girişine sebep olan ortam. Kandan daha düşük osmotik basınca sahip olan çözelti. Zaaf, iradesizlik veya normal kas gücünden daha az olma. Ozmotik basıncı, hücrenin ozmotik basıncından düşük. Vücut sıvılarının ozmotik basıncına oranla daha düşük ozmotik basınca sahip. İzotonik bir sıvıdan daha düşük ozmotik basınca sahip olan. izotonik bir sıvıdan daha düşük osmotik basınca sahip olan.

KAVGA

Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.

HAZAAR

Belki anlamında kullanılır: -Ali'ye birşey ısmarladım aldımı ola?- Hazaar aldı.

DANIŞIK

Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılmış olan anlaşma, muvazaa.

GAZAAZİ

İbrişim: İnciyi gazaaziye dizdim.

DALAŞGAN

Kavgacı, döğüşken, münazaa eden.

DANIŞIKLIK

Danışıklı olma durumu, muvazaa.

İZAAN

Bilerek, kasten: Ali'ye o sözü izaan söyledim.

DANIŞIKLI

Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen, muvazaalı.