Kelimeler arşivi içinde; başında "yutma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. yutma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yutma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yutma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YUTMA
Yutmak işi.
YUTMAK
Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek. Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek. Oyunda bir şey kazanmak. Tam ve doğru söylememek. İyice, eksiksiz olarak öğrenmek. Dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak. İnanmak, aldanmak, kanmak. Işık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak. Haksız olarak kendine mal etmek, zorbalıkla elinden almak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YUTMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YUTKUNMAK
Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek. Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak. Bir şeyin yokluğunu kendine yedirememek, kabullenememek.
YUTTURMAK
Yutma (I) işini yaptırmak veya yutmasını sağlamak. Kandırmak, aldatmak.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
YUTULMAK
Yutma işi yapılmak.
YUTTURULMAK
Yutma (I) işi yaptırılmak. Yutturma (II) işi yapılmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
KÜLYUTMAZLIK
Külyutmaz olma durumu.
YEMEK
Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.
TIPIŞLAMAK
Çocuğu uyutmak veya susturmak için arkasına yavaş yavaş vurmak, tapıklamak.
HAP
Kolayca yutulabilmesi için toparlak duruma getirilmiş ilaç. Bir içimlik afyon. Çocuk dilinde yiyeceği yutma sesi.
ŞOROLOP
Birdenbire ve hırsla (yutmak). Yalan.
UYUTMA
Uyutmak işi.
UYUTULMAK
Uyutma işine konu olmak.
PIŞPIŞLAMAK
Bebeği kucakta yavaş yavaş sallayarak uyutmaya çalışmak. Teselli etmek, avutmak.
SALINCAK
İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı. Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak.
YATIRMAK
Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak. Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek. Harcamak. Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek. Eğmek, yatık duruma getirmek. Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek. Konuk etmek. Uyutmak. Başarısızlığa uğramasına yol açmak. Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BOAGİLLER
Avlarını yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarıp sıkarak boğan ve ezen sarılgan yılanları kapsayan zehirsiz yılanlar familyası.
İÇMEK
Bir sıvıyı ağza alıp yutmak. Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek. Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek. İçki kullanmak.
YELYUTAN
Atlarda hava yutmanın yol açtığı bir hastalık.