YOLDAŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yoldaş" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. yoldaş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yoldaş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yoldaş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YOLDAŞLANMAK, YOLDAŞLAŞMAK

9 harfli kelimeler

YOLDAŞLIK

6 harfli kelimeler

YOLDAŞ

Bazı kelimelerin anlamları

YOLDAŞ

Yol arkadaşı. Ortak bir görüşü benimseyenlerden her biri. Arkadaş, dost. Eşlerden her biri.

YOLDAŞLANMAK

Arkadaşlık yapmak.

YOLDAŞLIK

Yoldaş olma durumu.

YOLDAŞLAŞMAK

Yol arkadaşlığı yapmak.

  -   -   -  

Anlamında YOLDAŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YOLDAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYAKDEŞ

Yol arkadaşı, yoldaş.

ARKADAŞ

Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.

BAŞYOLDAŞI

Zevce, karı, eş. Karı veya koca: Baş yoldaşım öldü. Çok samimi arkadaş, dost.

CANDAŞ

Can dostu. Dost, arkadaş, yoldaş.

YELTEŞLİK

Yoldaşlık: Ahmet dağa gidiyor, belki korkar, sen de yelteşlik ediver.

VEFİKA

Arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan.

TAYİFE

Arapça kökenli tâife: tayfa; yoldaşlar; arkadaşlar.

AYAKDAŞ

Arkadaş. Eş, zevce. Yol arkadaşı, yoldaş. İşlerini el birliğiyle yapanlardan her biri.

VELETE

Kavgada, gürültü patırtıda, kötülük yapmada yoldaş: İt, itin veletesidir.

VEFİK

Arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan.

KOŞTAŞ

Meslektaş, koldaş, arkadaş, kapı yoldaşı.

BAŞYOLDAŞ

Karı veya koca: Baş yoldaşım öldü.

EŞİRGENMEK

Kıskanmak, çekememek. Sevişmek: Bu iki komşu çok esirgenirler. Can sıkıntısını gidermek için herhangi bir kimse ile dertleşmek, konuşmak. Yoldaşlık etmek, birbirinin elinden tutmak, eş olmak: Bu çiftlikde kimse yok, onunla esirgenerek oturabilirsek oturacağız. Konuşmaya hazır bir halde yutkunup durmak. Oyalanmak. Alışmak, kendine eş tutmak, arkadaşlık etmek.