Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yoku" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yoku ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yoku olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yoku olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YOKU
Leke, iz, kalıntı, bulaşık. Dibektaşı.
Bu bölümde tanımı içerisinde YOKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İNİŞ
İnme işi. Araçlı jimnastikte, atlayarak veya hızlanarak araçtan ayrılma durumu. Gerileyiş, çöküş. Yukarıdan aşağıya gittikçe alçalan eğimli yer, yokuş karşıtı.
BARI
Çit. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Bağ çubuğu. Yokuş. Pirinç tarlarındaki parsel: Ahmet'in on beş barı pirinçliği var. 6.Köy evlerinde bulunan ocak bacası. Davar sağılan yer, ağıl. Yük. Bahçe ya da avlu duvarı. (Ağıl Eğridir Isparta; Erenköy, İnönü Eskişehir; Yurtbeyi Çankaya, Çağa Güdül Ankara).
ÇARIK
İşlenmemiş sığır derisinden yapılmış olan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı. Çene. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha. Para cüzdanı.
PALANDÖKEN
Taşlık yokuş. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
BAŞYUHARI
Yokuş yukarı.
KIRKMERDİVEN
Dik yokuş.
RAMPA
Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü. Bir geminin bir başka gemiye, dubaya, iskeleye veya sala değecek biçimde yanaşması. Özellikle istasyonlarda, vagonlara eşya yüklemek veya boşaltmak için yapılan, ambarın önünde bulunan set. İki ağacı veya takozları birbirine kenetlemek için kullanılan, uçları eğriltilmiş ve sivriltilmiş demir çubuk. Bir vagonu raya sokmak veya raydan çıkarmak için kullanılan araç. Füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.
YADSIMA
Yadsımak işi, yokumsama, inkâr. Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme, nefiy.
BAŞYOHARİ
Yokuş yukarı.
YADSIMAK
Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini söylemek, yaptığını saklamak, inkâr etmek. Var olan bir şeyi yok saymak, yokumsamak. İlgili, bağlı bulunduğu bir şeye yabancı kalmak.
HAFİF
Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.
RAMPALI
Yokuşu olan.
AKEBE
Yokuşlu, inişli, dönemeçli yol.
AKABA
İniş, meyilli yer. İki dağ arasındaki geçit. Eğimli, yokuş.
BAŞAHARI
Yokuş: Başaharı gitti.
ÇIKIŞ
Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.
KABAN
Dik yokuş. Tepe. Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi.
BAYIR
Küçük yokuş, belen, kıran, şev.
TIRMANMAK
El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak. Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek. Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek. Yokuş, merdiven vb. çıkmak. Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak.
ÇAPRAZLAMA
Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme. Çapraz olarak, makaslama, çaprazlamasına, çaprazvari. Aynı amaçla, dişucunu şişirme. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. Mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. (Söz sanatı terimi) Önce geçen kelimelerin sırasını, değişik veya karşıt bir anlam verecek şekilde, tersine çevirerek onları tekrarlama. Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır gibi. Melezleme. Değişik soylardan gelen ana ve babaların çifleştirilmesi; melezleme.