Kelimeler arşivi içinde; başında "yindek" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. yindek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yindek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yindek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YİNDEK
YİNDEK
Daima, hep, mutlaka, muttasıl.
Bu bölümde tanımı içerisinde YİNDEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ENKEFALİNLER
Beyin, bağırsak ve adrenal bezde bulunan, morfini taklit ederek opyumları beyindeki reseptörlere bağlayan, endorfinlerle beraber endojen opyumlar olarak kabul edilen bir pentapeptit.
OPİOİTLER
Opioit analjeziklerin kaynakları ve almaç düzeyindeki etkilerinin temel niteliği dikkate alınarak yapılan sınıflandırılmada morfin, kodein ve yarı sentetik türevlerine verilen ortak ad.
APOMORFİN
Morfinin yoğun sülfürik asitle kaynatılması ve molekülündeki oksijen köprüsünün yıkılması sonucu oluşan ve beyindeki kusma merkezini uyararak kusmaya neden olduğundan klinikte kusturucu olarak kullanılan kimyasal bir bileşik.
KÖRLÜK
Görme engellilik. Kesmez olma durumu. Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş. Gerçeği görememe durumu. Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu. Kıskandırma nispet, inat : Sana körlük olsun diye yaptığını biliyorum. Fener. Sıkıntı: Oğlum körlük etme. Tıp yönünden gözün ışık karşısında bütünüyle duyuşuz olması durumu. Görüş gücünün onda birden az olması durumu. Görme yeteneğinin kaybı veya yokluğu. Gözde veya beyindeki bir değişime bağlı olarak biçimlenir. Birbirinin inadına hareket, rağm.
TAT
Canlıların besinlerdeki uçucu olmayan bileşikleri damak, boğaz ve dil yüzeyindeki mukoza noktaları aracılığıyla algıladığı duyum. Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar. Dilsiz. Hoşa giden durum, lezzet, zevk. Hazar Denizi kıyısında, İran Azerbaycanı sınırında yaşayan, İran soyundan olan bir topluluğun adı. Tatlılık.
NÖSTON
Su yüzeyindeki film tabakasında yaşamlarını sürdüren pelajik canlılar.
EŞBİÇİMCİLİK
Beyindeki uyaran alanının bilinçle beliren görüntülerle noktası noktasına benzerlik gösterdiğini savunan görüş. (Örneğin, bilinçte büyük ve küçük olarak beliren iki imgeden büyüğü beyindeki uyaran alanda da daha çok yer kapsar.).
İZDEM
Bir filmin, bir televizyon oyununun içeriğini, özünü en kısa yoldan özetleyen ana düşünce; dramatik yapının çekirdeği; ilk görüntülerden son görüntülere dek geliştirilip işlenen ana düşünce. Bir yapıtın içerik düzeyindeki temel yönelimleri: Ölüm izdemi, çocukluk izdemi gibi.
NÖROTRANSMİTER
Bir uyarıya cevap olarak sinapslarda, presinaptik akson ucundan salınarak postsinaptik nöron veya kas hücresinin yüzeyindeki özgül almaçlar aracılığında iletinin bir uçtan diğerine geçişini sağlayan ve sonuçta bu hücreleri uyaran veya baskılayan asetilkolin, adrenalin, noradrenalin, dopamin, serotonin, GABA, glisin, glutamat, nitrik oksit, histamin ve benzerleri kimyasal maddelerin ortak adı.
PORMUT
Yonga, kıymık ya da tahtaların yüzeyindeki pürüz. Ağaç kabuğundaki kabarcıklar. Kumaş ya da elbise kırışığı.
CURUF
Erimiş malzemelerin yüzeyindeki safsızlık.
BUHARLAŞMA
Buharlaşmak işi, buğulaşma, tebahhur. Toprak yüzeyindeki suyun buharlaşması ve toprak üzerinde yetişen bitkilerin terlemesi (transpirasyon) ile su kaybı. Evaporasyon, evatransporasyon. Bir özdeğin, kimyasal yapısında değişiklik olmaksızın sıvı evrenden gaz evreye geçmesi. Bir maddenin kimyasal bir değişme olmaksızın sıvı halden buhar haline geçmesi. Suyun veya diğer sıvı maddelerin gaz hâline dönüşmesi, evaporasyon. Katı veya sıvı maddelerin yapısında bulunan su veya herhangi bir bileşenin ısı değişikliği nedeniyle gaz hâline geçmesi.
OKSOTREMORİN
Beyindeki muskarinik almaçları seçkin biçimde uyaran ve deneysel olarak parkinson hastalığı oluşturmak için kullanılan bir madde.
KRİPT
Plasentasyonda görev yapan endometriyum yüzeyindeki villi koryalislerin içine girdiği kör kesecikler.
KIPÇAK
XI-XV. yüzyıllarda, Hazar ve Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda, Mısır ve Suriye'de yaşamış bir Türk boyu, Kuman. Günümüzde Kırım Tatarcası, Kazakça, Karaçay Malkarca vb. lehçeleri konuşan gruba verilen genel ad.
HEMAGLÜTİNASYON
Eritrositlerin çöktürülmesi. Kimi bakteriler veya virüslerin yüzeylerinde bulunan hemaglütinin proteinleri sayesinde, bu mikroorganizmaların uygun alyuvar hücreleri yüzeyine bağlanması ve alyuvarları çöktürmesi. Yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması gibi alyuvar kümeleşmesine verilen ad.
HAV
Kadife, çuha, yün vb.nin yüzeyindeki ince tüy, ülger. Köpeğin çıkardığı ses.
MELFERON
Beyindeki dopaminerjik nöronlar üzerine seçici etkisi bulunan ve antipsikotik olarak kullanılan butirofenon türevi ilaç.
RESİF
Su düzeyindeki sıra kayalar.
ENGEBELER
Yer ve Ay yüzeyindeki dağ, sıradağ ve dağağızlarının ortak adı.