YEDİRME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yedirme" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. yedirme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yedirme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yedirme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YEDİRME

Yedirmek işi. Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun.

YEDİRMEK

Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.

  -   -   -  

Anlamında YEDİRME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YEDİRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ZEHİRLEMEK

Öldürmek amacıyla yedirme, içirme vb. yollarla zehir vermek, ağılamak. Birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak.

YAPRAKLIK

Dolmalık ince bulgur. Kışın keçilere yedirmek için kesilen meşe ve benzerleri dalları.

ÖYÜNLEMEK

Yemek yedirmek.

DAMZIRMAK

Tattırmak, yedirmek. Damlatmak, damla damla akıtmak. Hayvan yavrularını emzirmek. Damlatmak.

DADTIRMAK

Tattırmak, yedirmek.

GEVİK

Ucu çengelli ağaç. Geveze. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali. Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha. Sözünde durmayan. Burgunun ucundan dökülen talaş. Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi. Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak. Ağaç köklerinin kurumuş parçaları. Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı. Ağızda çiğnenen şey, lokma. Gelişmemiş başak.

AŞATMAK

Aşındırmak. Yedirmek, hovardalık etmek. Çocuğu, unuttuğu şeyi hatırlatarak üzmek. Doyurmak, yedirip içirmek.

DADIRMAK

Tattırmak, yedirmek. Tat vermek, tatlandırmak. Alıştırmak, dadandırmak. Tattırmak.

DAMZIRTMAK

Tattırmak, yedirmek.

TIKIŞTIRMAK

Boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak, tıka basa sokmak. Acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak. İyice çiğnemeden yutarak yemek.

DADIRMAG

Tattırmak, yedirmek.

YEDİREBİLMEK

Yedirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

DOYURMAK

Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.

BARTIL

Yedirmelik, rüşvet. Haram yemez, ahlaklı (Kaman).

DAMDIRMAK

Tattırmak, yedirmek. Hastanın ağzına azar azar su vermek. 2 bk. dadırmak.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

ÖYÜNLENDİRMEK

Bir kimseye az az yemek yedirmek.

YEDİRİLMEK

Yedirme işi yapılmak.

YALMAÇ

İnek, köpek ve benzerleri hayvanlara yedirmek için hazırlanan unla kepek karışımı sulu yiyecek. Köpek, inek ve benzerleri hayvanlara verilen kepek, un ve su ile yapılan bulamaç. Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.

ALAF

Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.