Kelimeler arşivi içinde; başında "yağış" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. yağış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yağış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yağış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAĞIŞSIZLIK
YAĞIŞLAMAK, YAĞIŞÖLÇER
YAĞIŞLIK, YAĞIŞSIZ
YAĞIŞAK, YAĞIŞIH, YAĞIŞIK, YAĞIŞLI
YAĞIŞ
YAĞIŞ
Yağma işi. Yağan yağmur ya da kar miktarı. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı. Yağmur.
YAĞIŞÖLÇER
Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet, yağmurölçer, plüviyometre.
YAĞIŞIH
Yağışlı hava.
YAĞIŞLI
Yağışı olan. Yağışı çokça olan.
YAĞIŞLIK
Sürekli yağmurlu, yağışlı.
YAĞIŞSIZLIK
Yağış olmama durumu, kuraklık.
YAĞIŞLAMAK
Alay ederek, sözü davranışı yinelemek.
YAĞIŞSIZ
Yağışı olmayan, kurak.
YAĞIŞIK
Yağmur.
YAĞIŞAK
Budala. Geveze, densiz, yersiz konuşan.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAĞIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KABARMAK
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek. Böbürlenmek, gururlanmak. Şişmek, genişlemek. Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. Niceliği artmak, büyümek. Yağışlardan ya da kaynamaktan taşmaya yüz tutmak. Hayvanların tüyleri dikilmek. Bulanmak. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak.
YAĞMUR
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
BALLIBENEK
Tütünlere, yağışlı zamanlarda dadanan pirecik.
DÜZELMEK
Düz duruma gelmek, düzleşmek. Soğuk ve yağış azalmak. Kötü, bozulmuş bir durumdayken düzenli duruma gelmek. Hasta iyileşmek.
BORAN
Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.
KURU
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
BALLIBASRA
Tütünlere, yağışlı zamanlarda dadanan pirecik 'Leş Pucerons'. Küçük bir kaplumbağa görünüşünde olup, çeşitli tarım bitkisinin en çok da incirlerin, yaprak, dal ve hatta meyvelerine yapışarak zararlar doğuran kabuklu bit; kanlı basra, incir koşnili.
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
KURAK
Yağışsız (hava, mevsim, yıl). Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak (toprak).
DURULMAK
Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.
LODOS
Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr, kaba yel, boz yel. Bu rüzgârın estiği gün veya zaman. Güneybatı 225°'lik yön.
KAYMAK
Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.
SELİNTİ
Yağış sebebiyle oluşan ufak sel. Selin bıraktığı çer çöp.
GÖZLEME
Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.
AYAZITMAK
Yağışlı, kapalı hava açılmak, ışımak, açılır gibi olmak.
ALAKIŞ
Az yağışlı, yarı güneşli hava: Bu gün hava alakışlı geçti.
YAĞMURÖLÇER
Yağışölçer.
KURAKLIK
Kurak olma durumu, kurak hava, yağışsızlık.
PLÜVİYOMETRE
Yağışölçer.