YAĞIŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yağış" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. yağış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yağış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yağış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

YAĞIŞSIZLIK

10 harfli kelimeler

YAĞIŞLAMAK, YAĞIŞÖLÇER

8 harfli kelimeler

YAĞIŞLIK, YAĞIŞSIZ

7 harfli kelimeler

YAĞIŞAK, YAĞIŞIH, YAĞIŞIK, YAĞIŞLI

5 harfli kelimeler

YAĞIŞ

Bazı kelimelerin anlamları

YAĞIŞ

Yağma işi. Yağan yağmur ya da kar miktarı. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı. Yağmur.

YAĞIŞSIZLIK

Yağış olmama durumu, kuraklık.

YAĞIŞIH

Yağışlı hava.

YAĞIŞLI

Yağışı olan. Yağışı çokça olan.

YAĞIŞSIZ

Yağışı olmayan, kurak.

YAĞIŞIK

Yağmur.

YAĞIŞÖLÇER

Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet, yağmurölçer, plüviyometre.

YAĞIŞLAMAK

Alay ederek, sözü davranışı yinelemek.

YAĞIŞLIK

Sürekli yağmurlu, yağışlı.

YAĞIŞAK

Budala. Geveze, densiz, yersiz konuşan.

  -   -   -  

Anlamında YAĞIŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAĞIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAYMAK

Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.

PLÜVİYOMETRE

Yağışölçer.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

KURAKLIK

Kurak olma durumu, kurak hava, yağışsızlık.

AYAZITMAK

Yağışlı, kapalı hava açılmak, ışımak, açılır gibi olmak.

SELİNTİ

Yağış sebebiyle oluşan ufak sel. Selin bıraktığı çer çöp.

BORAN

Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.

GÖZLEME

Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.

KABARMAK

Ağırlığı artmadan hacmi büyümek. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek. Böbürlenmek, gururlanmak. Şişmek, genişlemek. Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. Niceliği artmak, büyümek. Yağışlardan ya da kaynamaktan taşmaya yüz tutmak. Hayvanların tüyleri dikilmek. Bulanmak. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak.

KURU

Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

YAĞMURÖLÇER

Yağışölçer.

BALLIBASRA

Tütünlere, yağışlı zamanlarda dadanan pirecik 'Leş Pucerons'. Küçük bir kaplumbağa görünüşünde olup, çeşitli tarım bitkisinin en çok da incirlerin, yaprak, dal ve hatta meyvelerine yapışarak zararlar doğuran kabuklu bit; kanlı basra, incir koşnili.

DÜZELMEK

Düz duruma gelmek, düzleşmek. Soğuk ve yağış azalmak. Kötü, bozulmuş bir durumdayken düzenli duruma gelmek. Hasta iyileşmek.

DOLU

Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.

KURAK

Yağışsız (hava, mevsim, yıl). Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak (toprak).

LODOS

Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr, kaba yel, boz yel. Bu rüzgârın estiği gün veya zaman. Güneybatı 225°'lik yön.

YAĞMUR

Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

ALAKIŞ

Az yağışlı, yarı güneşli hava: Bu gün hava alakışlı geçti.

BALLIBENEK

Tütünlere, yağışlı zamanlarda dadanan pirecik.

DURULMAK

Duru duruma gelmek. Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak. Sakinleşmek. Durma işi yapılmak.