Kelimeler arşivi içinde; başında "yağı" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. yağı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yağı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yağı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAĞIZLANMAK, YAĞIŞSIZLIK
YAĞIZTEKİN, YAĞIZOYMAK, YAĞILAŞMAK, YAĞILDIRIK, YAĞIVERMEK, YAĞIŞÖLÇER, YAĞIŞLAMAK
YAĞIBASAN, YAĞIZKURT, YAĞIZBOĞA, YAĞIZATLI, YAĞIVERME, YAĞISIYAN, YAĞIRTMAÇ, YAĞILAŞMA, YAĞIKESEN
YAĞIŞSIZ, YAĞIZKÖY, YAĞIZKAN, YAĞIZHAN, YAĞILLAR, YAĞIZBAY, YAĞIZALP, YAĞIZLAR, YAĞINALP, YAĞIŞLIK, YAĞINMAK, YAĞIRLIK, YAĞIRSAK, YAĞINÖZÜ
YAĞIRLI, YAĞIŞLI, YAĞILIK, YAĞIRNI, YAĞIZER, YAĞIZCA, YAĞINNI, YAĞILTI, YAĞIŞAK, YAĞIŞIH, YAĞIMSI, YAĞIZLI, YAĞIŞIK, YAĞINLI
YAĞIN, YAĞIZ, YAĞIR, YAĞIŞ
YAĞI
YAĞI
Düşman, hasım.
YAĞILAŞMAK
Düşman olarak karşı karşıya gelmek, savaşa tutuşmak.
YAĞIZOYMAK
Şırnak şehri, Fındık bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YAĞIŞLAMAK
Alay ederek, sözü davranışı yinelemek.
YAĞIŞÖLÇER
Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet, yağmurölçer, plüviyometre.
YAĞIŞSIZLIK
Yağış olmama durumu, kuraklık.
YAĞIVERMEK
Ansızın veya çabucak yağmak.
YAĞIZTEKİN
Esmer kimse.
YAĞIBASAN
Kars ilinde, Sarıkamış ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ili, Sincan bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van kenti, Çaldıran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
YAĞIZBOĞA
Güçlü, esmer kimse.
YAĞISIYAN
Düşmanı yenen, zafer kazanan.
YAĞIVERME
Yağıvermek işi.
YAĞILDIRIK
Boyunduruk.
YAĞIZATLI
Adıyaman şehri, Çelikhan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YAĞIZKURT
Esmer, güçlü kimse.
YAĞIZLANMAK
Yıkanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAĞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞAĞI
Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.
ALELADELİK
Alelade olma durumu. Bayağılık.
ALELADE
Her zaman görülen, olağan. Bayağı.
AMİT
Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı.
AYAKSIZ
Ayağı olmayan.
AMİYANE
Kibarca olmayan, bayağı. Sıradan.
AKARYAKIT
Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.
BAĞDALAMAK
Düşürmek için ayağını birinin ayaklarına takmak, çelme atmak. Güreşte rakibe ayak sarması takmak.
AĞIM
Ayağın üstündeki tümsek yer.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
ADİLEŞMEK
Adi bir duruma girmek, bayağılaşmak.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
AYRAN
Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
ADİLİK
Bayağılık, düşüklük, aşağılık.
ASALET
Soyluluk. Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu. Asillik. Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı.
AYAKLI
Ayağı olan. Bir destekle yere dayanan. Ayakla işletilen.