Kelimeler arşivi içinde; başında "yapış" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. yapış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yapış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yapış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAPIŞTIRIVERMEK, YAPIŞTIRABİLMEK
YAPIŞTIRIVERME, YAPIŞTIRICILIK, YAPIŞTIRABİLME
YAPIŞTIRILMAK
YAPIŞTIRTMAK, YAPIŞABİLMEK, YAPIŞTIRILMA, YAPIŞIVERMEK
YAPIŞABİLME, YAPIŞTIRTMA, YAPIŞTIRMAK, YAPIŞTIRICI, YAPIŞLANMAK, YAPIŞKANOTU, YAPIŞKANLIK, YAPIŞIVERME
YAPIŞIKLIK, YAPIŞTIRMA
YAPIŞAKOT, YAPIŞACAK
YAPIŞMAK, YAPIŞKAN
YAPIŞLI, YAPIŞMA, YAPIŞIM, YAPIŞIK, YAPIŞAK
YAPIŞ
YAPIŞ
Yapma işi.
YAPIŞIVERMEK
Çabucak yapışmak.
YAPIŞTIRTMA
Yapıştırtmak işi.
YAPIŞTIRABİLME
Yapıştırabilmek işi.
YAPIŞTIRICILIK
Yapıştırıcı olma durumu.
YAPIŞTIRILMA
Yapıştırılmak işi.
YAPIŞLANMAK
Yapışmak; yapıştırılmak.
YAPIŞTIRMAK
Yapışmasını sağlamak. Hızlı bir biçimde yazmak. Gecikmeden karşılık vermek veya gerekeni yapmak. Yaklaştırmak, birbirine dayamak. Tokat atmak.
YAPIŞABİLMEK
Yapışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAPIŞTIRICI
Yapıştırma özelliği olan, yapıştırmaya yarayan nesne, yapışkan. Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz.
YAPIŞTIRIVERME
Yapıştırıvermek işi.
YAPIŞABİLME
Yapışabilmek işi.
YAPIŞTIRILMAK
Yapıştırma işi yapılmak.
YAPIŞTIRIVERMEK
Çabucak yapıştırmak.
YAPIŞTIRABİLMEK
Yapıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAPIŞTIRTMAK
Yapıştırma işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAPIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BANTLAMAK
Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
BANT
Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.
ÇATAK
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı. Yapışık, ikiz (meyve). Kavgacı. Van iline bağlı ilçelerden biri.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
BAĞCI
Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse.
BİTİK
Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.
AKEMİ
İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
BULAŞIK
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Kirli. İz, etki, kalıntı. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
BULAŞKAN
Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.
ÇALYAKA
Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ÇIKARTMA
Çıkartmak işi. Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı.
ÇEKEL
Küçük çapa. Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm.
BALÇIK
İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.