İçinde YAPIŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yapış" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yapış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yapış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yapış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YAPIŞTIRIVERMEK, YAPIŞTIRABİLMEK, KOPYALAYAPIŞTIR

14 harfli kelimeler

YAPIŞTIRIVERME, YAPIŞTIRICILIK, YAPIŞTIRABİLME

13 harfli kelimeler

İÇYAPIŞKANLIK, YAPIŞTIRILMAK

12 harfli kelimeler

YAPIŞABİLMEK, YAPIŞTIRTMAK, YAPIŞIVERMEK, YAPIŞTIRILMA

11 harfli kelimeler

KESYAPIŞTIR, YAPIŞTIRTMA, YAPIŞKANLIK, YAPIŞLANMAK, YAPIŞKANOTU, YAPIŞTIRICI, YAPIŞIVERME, YAPIŞABİLME, YAPIŞTIRMAK

10 harfli kelimeler

YAPIŞTIRMA, YAPIŞIKLIK

9 harfli kelimeler

YAPIŞAKOT, YAPIŞACAK

8 harfli kelimeler

YAPIŞMAK, YAPIŞKAN

7 harfli kelimeler

YAPIŞIM, YAPIŞAK, YAPIŞLI, YAPIŞMA, YAPIŞIK

Bazı kelimelerin anlamları

YAPIŞ

Yapma işi.

YAPIŞTIRTMAK

Yapıştırma işini yaptırmak.

İÇYAPIŞKANLIK

Sıvı ya da katı tanecikleri bir arada tutan kuvvet, erke.

YAPIŞIVERMEK

Çabucak yapışmak.

YAPIŞTIRTMA

Yapıştırtmak işi.

YAPIŞTIRICILIK

Yapıştırıcı olma durumu.

YAPIŞTIRILMAK

Yapıştırma işi yapılmak.

YAPIŞTIRIVERMEK

Çabucak yapıştırmak.

YAPIŞKANLIK

Yapışkan olma durumu. Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği.

YAPIŞABİLMEK

Yapışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAPIŞTIRABİLME

Yapıştırabilmek işi.

KESYAPIŞTIR

Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden yok edip başka bir yere taşıma işlemi.

YAPIŞTIRIVERME

Yapıştırıvermek işi.

YAPIŞTIRABİLMEK

Yapıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YAPIŞTIRILMA

Yapıştırılmak işi.

KOPYALAYAPIŞTIR

Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi.

  -   -   -  

Anlamında YAPIŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAPIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

BİTİK

Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.

BANTLAMAK

Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.

BULAŞIK

Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Kirli. İz, etki, kalıntı. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık.

BULAŞKAN

Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.

ÇALYAKA

Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.

AKEMİ

İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.

ÇATAK

İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı. Yapışık, ikiz (meyve). Kavgacı. Van iline bağlı ilçelerden biri.

CİLT

Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

ÇIKARTMA

Çıkartmak işi. Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı.

BANT

Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.

ÇEKEL

Küçük çapa. Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm.

BALÇIK

İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.

ÇAKILDAK

Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.

ALBÜMİN

Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

BAĞCI

Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse.

AKAMBER

Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.