Kelimeler arşivi içinde; başında "yapa" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. yapa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yapa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yapa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAPAYLAŞTIRMAK
YAPAYLAŞTIRMA
YAPAYIKOMAK, YAPAYLAŞMAK, YAPAĞICILIK
YAPABİLMEK, YAPAYALNIZ, YAPAYLAŞMA, YAPASSABAN, YAPADURMAK, YAPAKÇILIK
YAPABİLME, YAPAĞILAR
YAPAYLIK, YAPAĞILI, YAPAĞICI, YAPAĞILU, YAPARLIK
YAPALAR, YAPACAH, YAPACAK, YAPACİH, YAPARLU, YAPARIH, YAPALAK, YAPALAH, YAPAKLI, YAPAKÇI
YAPAĞI, YAPALI
YAPAZ, YAPAY, YAPAN, YAPAL, YAPAK, YAPAH
YAPA
YAPA
Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı.
YAPAĞICILIK
Yapağıcının yaptığı iş, yapakçılık.
YAPAYIKOMAK
Kapatıvermek, kapalı bırakmak.
YAPAĞILAR
Uşak şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YAPAYALNIZ
Yanında kimse veya hiçbir şey bulunmayan (kimse). Yanında kimse veya hiçbir şey bulunmayarak.
YAPAYLAŞTIRMAK
Yapay duruma getirmek.
YAPABİLMEK
Yapma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAPAĞILI
Afyon şehri, Dinar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum ili, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
YAPASSABAN
Düz yerde kullanılan eğri saban.
YAPADURMAK
Yapmayı sürdürmek.
YAPAKÇILIK
Yapağıcılık.
YAPAYLAŞMA
Yapaylaşmak durumu.
YAPAYLAŞTIRMA
Yapaylaştırmak işi.
YAPAYLAŞMAK
Yapay duruma gelmek.
YAPAYLIK
Yapay olma durumu, sunilik.
YAPABİLME
Yapabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAPA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AÇKICI
Açkı yapan kimse, perdahçı. Anahtarcı.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AFİŞÇİ
Afiş yapan veya asan kimse.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABAJURCU
Abajur yapan veya satan kimse.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
AFAL
Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.
AĞIZLIKÇI
Ağızlık yapan veya satan kimse.
AÇMACI
Açma yapan veya satan kimse.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).