Sonu VERDİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "verdi" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu verdi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında verdi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde verdi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TANRIVERDİ

9 harfli kelimeler

ALDIVERDİ, HUDAVERDİ, LACİVERDİ, OĞANVERDİ, SIRAVERDİ

8 harfli kelimeler

ALAVERDİ, HAKVERDİ, ŞAHVERDİ

7 harfli kelimeler

ALVERDİ, AYVERDİ, ELVERDİ, OKVERDİ, ÖZVERDİ, ÜNVERDİ

5 harfli kelimeler

VERDİ

Bazı kelimelerin anlamları

VERDİ

Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı. Bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı.

ÜNVERDİ

Tanınmış, ünlü kimse.

ŞAHVERDİ

Erzincan kenti, Refahiye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzurum şehri, Halilçavuş nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli şehri, Ovacık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

OĞANVERDİ

"Allah bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".

HAKVERDİ

Allah'ın verdiği kimse. Malatya şehri, Arguvan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin ilinde, Kızıltepe ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

HUDAVERDİ

"Tanrı verdi, bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".

AYVERDİ

"Çevresine ışık saçtı, yararlı oldu" anlamında kullanılan bir isim".

OKVERDİ

"Okudu, okuyuverdi" anlamında kullanılan bir isim".

SIRAVERDİ

Bir sırada, sıralı.

TANRIVERDİ

Ağrı şehrinde, Taşlıçay belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin ilinde, Şenyurt nahiyesine bağlı bir bölge. Şanlıurfa kenti, Karakeçi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

LACİVERDİ

Lacivert renkli.

ALDIVERDİ

Alışveriş. İlişki.

ALAVERDİ

Toprak içinde uzunluğuna yayılmış çok kuvvetli ağaç kökü.

ALVERDİ

Baştan savma, gelişigüzel: Tembel insanlar işi alverdi yaparlar. Haydi, kazara: Alverdi de o çocuk yansaydı. Boş, hava, esassız: Köpek alverdiye ürüyor.

ÖZVERDİ

"Özveride bulundu" anlamında kullanılan bir isim".

ELVERDİ

"Yardım etti, yardımcı oldu" anlamında kullanılan bir isim".

  -   -   -  

Anlamında VERDİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VERDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEYANNAME

Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.

DİDON

Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad, didona. Züppe. Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

DALGA

Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.

DERS

Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.

ARTIRMAK

Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

DERSİAM

Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders. Bu dersi veren müderrislerin unvanı.

ÇORBACI

Çorba pişirip satan kimse. Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad. Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan. Yeniçerilerde bir birlik komutanı.

BAŞKESİT

Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey.

BEĞENİ

Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu, zevk. Herhangi bir konuda güzeli çirkinden ayırma yetisi, gusto.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

BİLGİLENDİRME

Bilgilendirmek işi. Alt makamın üst makama bir konuda özet olarak verdiği bilgi veya açıklama, brifing.

BARATARYA

Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.

ARMAĞAN

Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

CİCİANNE

Bazı çocukların, büyükannelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad. Üvey anne.

ÇEK

Bir kimsenin, satın aldığı hizmet veya ürün karşılığında para yerine verdiği ve karşılığı banka hesabından ödenen yazılı belge. Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse.

BİRADER

Erkek kardeş. "Ey dost, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Masonların birbirlerine verdikleri ad.

AZMETTİRMEK

Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.