Kelimeler arşivinde; içinde "verdi" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde verdi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu verdi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında verdi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VERDİNİKTERUS
LACİVERDİMSİ, HÜDAVERDİLER, ELVERDİĞİNCE
UTEROVERDİN
TANRIVERDİ
LACİVERDİ, SIRAVERDİ, OĞANVERDİ, HUDAVERDİ, ALDIVERDİ, VERDİRMEK
HAKVERDİ, GÖVERDİM, ŞAHVERDİ, ALAVERDİ, VERDİMDİ, VERDİNAZ, VERDİRME
ELVERDİ, AYVERDİ, ALVERDİ, OKVERDİ, ÖZVERDİ, ÜNVERDİ
VERDİ
VERDİ
Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı. Bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı.
HUDAVERDİ
"Tanrı verdi, bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".
HAKVERDİ
Allah'ın verdiği kimse. Malatya şehri, Arguvan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin ilinde, Kızıltepe ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
UTEROVERDİN
Köpeklerde loşyanın yeşil renkte görülmesine neden olan, hemoglobinden sentezlenen bir bilirubin prekürsörü.
LACİVERDİ
Lacivert renkli.
VERDİRMEK
Verme işini yaptırmak, vermesini sağlamak.
OĞANVERDİ
"Allah bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".
GÖVERDİM
Yeni dikilen bağın filizlenmesi: Ahmet'in bağının bu sene dördüncü göverdimidir.
ALDIVERDİ
Alışveriş. İlişki.
LACİVERDİMSİ
Rengi laciverdi andıran, laciverde benzeyen.
VERDİNİKTERUS
Safra stazından doğan ve derinin yeşil renk aldığı sarılık.
ELVERDİĞİNCE
İmkân dâhilinde olduğu sürece.
ŞAHVERDİ
Erzincan kenti, Refahiye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzurum şehri, Halilçavuş nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli şehri, Ovacık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SIRAVERDİ
Bir sırada, sıralı.
TANRIVERDİ
Ağrı şehrinde, Taşlıçay belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin ilinde, Şenyurt nahiyesine bağlı bir bölge. Şanlıurfa kenti, Karakeçi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
HÜDAVERDİLER
Kocaeli şehrinde, Kandıra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde VERDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
CİCİANNE
Bazı çocukların, büyükannelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad. Üvey anne.
DİDON
Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad, didona. Züppe. Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm.
DERS
Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.
AZMETTİRMEK
Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.
BARATARYA
Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.
ÇORBACI
Çorba pişirip satan kimse. Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad. Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan. Yeniçerilerde bir birlik komutanı.
BİRADER
Erkek kardeş. "Ey dost, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Masonların birbirlerine verdikleri ad.
BAŞKESİT
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BEYANNAME
Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.
DERSİAM
Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders. Bu dersi veren müderrislerin unvanı.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
BEĞENİ
Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu, zevk. Herhangi bir konuda güzeli çirkinden ayırma yetisi, gusto.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
BİLGİLENDİRME
Bilgilendirmek işi. Alt makamın üst makama bir konuda özet olarak verdiği bilgi veya açıklama, brifing.
ÇEK
Bir kimsenin, satın aldığı hizmet veya ürün karşılığında para yerine verdiği ve karşılığı banka hesabından ödenen yazılı belge. Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse.
DALGA
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
ARTIRMAK
Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.