Kelimeler arşivi içinde; sonunda "veleme" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu veleme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında veleme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde veleme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇERÇEVELEME
GEVELEME, DEVELEME, GÖVELEME, GÜVELEME
ÖVELEME
VELEME
VELEME
Bez kesiklerinden örülmüş kilim.
GÜVELEME
İshal. Düğünde cuma gecesi dostlarından birinin damada ve arkadaşlarına verdiği yemek. İlk kez teke ile çiftleşen keçi.
ÖVELEME
Ekmek kırıntılarından yapılan çorba.
GÖVELEME
İki yaşındaki kısır keçi. İlk kez yavrulayacak keçi.
ÇERÇEVELEME
Çerçevelemek işi. Filmi çekilecek başlıca cismin gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi.
DEVELEME
Topaç.
GEVELEME
Gevelemek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde VELEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SADILAMAK
Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Duraksamak, kararsızlık göstermek: Ne sadılayıp duruyorsun, ne söyleyeceksen söyleyiver. İncelemek, araştırmak. İmgelemek, gözönüne getirmek. Bir sözü yinelemek.
ÖVELEMEK
İki parçayı avucun içinde birbirine sürte sürte ovmak: Çamaşırın kirli yerlerini iyice övele. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, mısır koçanlarını tanelemek. Hamuru topak yapmak için yuvarlamak. Hamuru özleştirmek için iyice yoğurmak. Karnı elle ovmak. Suçluyu cezalandırmak. Ufalamak, parçalamak. Sözleri anlaşılmaz biçimde söylemek, gevelemek. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların üreme organları bölgesindeki kılları kesmek. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, tanelemek.
ÇERÇEVELETTİRMEK
Çerçeveleme işini yaptırmak.
GÖELEMEK
Ağızda bir şeyi gevelemek, yutamamak: Ağzına alıp eppeği göeleme.
IKILAMAK
Yorgunluktan, hastalıktan ya da sıkıntıdan sık sık nefes almak, inlemek. Söz vermek: Geçen günkü işe Ahmet ıkıladı. Sözü ağzında gevelemek. Canı çekmek, imrenmek.
SADALAMAK
Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Bir sözü sık sık yinelemek. Yazıyı güçlükle okumak, kekelemek. Görmeyi çok istediği kimsenin birdenbire adını anmak. Kötü söz ya da haber karşısında birdenbire dengesi bozulmak, sendelemek. İvmemek, ağırdan almak. Duyduğu sözü orada burada söylemek, yaymak. Bir sözü yinelemek. Sayıklamak. Kararsızlık göstermek. Oyalamak, ağırdan almak. Şaşırmak: Beni görünce sadaladı.
KAYIT
Bir yere mal ederek deftere geçirme. Pencere çerçevesi. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Araç, eşya. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. Önem verme. Yiyecek. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Resmî belge. Şart.
ÇERÇEVELEYEBİLMEK
Çerçeveleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEVELEYİVERMEK
Çabucak gevelemek.
GEVELEYİŞ
Geveleme işi.
KEVSELEMEK
Çiğner gibi yapmak, gevelemek.
ÇELİŞTİRMEK
Çelişme işini yaptırmak. Gevelemek.