Kelimeler arşivi içinde; başında "veleme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. veleme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu veleme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde veleme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VELEME
VELEME
Bez kesiklerinden örülmüş kilim.
Bu bölümde tanımı içerisinde VELEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEVELEYİŞ
Geveleme işi.
KAYIT
Bir yere mal ederek deftere geçirme. Pencere çerçevesi. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Araç, eşya. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. Önem verme. Yiyecek. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Resmî belge. Şart.
IKILAMAK
Yorgunluktan, hastalıktan ya da sıkıntıdan sık sık nefes almak, inlemek. Söz vermek: Geçen günkü işe Ahmet ıkıladı. Sözü ağzında gevelemek. Canı çekmek, imrenmek.
ÖVELEMEK
İki parçayı avucun içinde birbirine sürte sürte ovmak: Çamaşırın kirli yerlerini iyice övele. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, mısır koçanlarını tanelemek. Hamuru topak yapmak için yuvarlamak. Hamuru özleştirmek için iyice yoğurmak. Karnı elle ovmak. Suçluyu cezalandırmak. Ufalamak, parçalamak. Sözleri anlaşılmaz biçimde söylemek, gevelemek. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların üreme organları bölgesindeki kılları kesmek. Ezip ovarak, iki şeyi birbirine sürterek ufalamak, tanelemek.
SADALAMAK
Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Bir sözü sık sık yinelemek. Yazıyı güçlükle okumak, kekelemek. Görmeyi çok istediği kimsenin birdenbire adını anmak. Kötü söz ya da haber karşısında birdenbire dengesi bozulmak, sendelemek. İvmemek, ağırdan almak. Duyduğu sözü orada burada söylemek, yaymak. Bir sözü yinelemek. Sayıklamak. Kararsızlık göstermek. Oyalamak, ağırdan almak. Şaşırmak: Beni görünce sadaladı.
KEVSELEMEK
Çiğner gibi yapmak, gevelemek.
GEVELEYİVERMEK
Çabucak gevelemek.
ÇERÇEVELEYEBİLMEK
Çerçeveleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇERÇEVELETTİRMEK
Çerçeveleme işini yaptırmak.
GÖELEMEK
Ağızda bir şeyi gevelemek, yutamamak: Ağzına alıp eppeği göeleme.
GEVELEME
Gevelemek işi.
ÇERÇEVELEME
Çerçevelemek işi. Filmi çekilecek başlıca cismin gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi.
ÇELİŞTİRMEK
Çelişme işini yaptırmak. Gevelemek.
SADILAMAK
Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Duraksamak, kararsızlık göstermek: Ne sadılayıp duruyorsun, ne söyleyeceksen söyleyiver. İncelemek, araştırmak. İmgelemek, gözönüne getirmek. Bir sözü yinelemek.