Sonu UÇLU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uçlu" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uçlu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında uçlu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uçlu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

SORGUÇLU, ÇALGUÇLU

7 harfli kelimeler

PABUÇLU, OLGUÇLU, PAPUÇLU, SUMUÇLU

6 harfli kelimeler

ORUÇLU

5 harfli kelimeler

SUÇLU

4 harfli kelimeler

UÇLU

Bazı kelimelerin anlamları

UÇLU

Ucu olan, ucu çıkan. Filtreli (sigara).

SUÇLU

Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim.

PABUÇLU

Ayağında pabucu olan.

ORUÇLU

Oruç tutan (kimse), niyetli, ağzı kilitli.

OLGUÇLU

Şişman, büyümeye, gelişmeye elverişli olan.

PAPUÇLU

Manisa şehrinde, Kula belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

SUMUÇLU

İstekli, hevesli.

SORGUÇLU

Sorgucu olan.

ÇALGUÇLU

Utanmaz, arsız.

  -   -   -  

Anlamında UÇLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UÇLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİYET

İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.

KABAHATLİ

Kabahati olan, kusurlu, suçlu, töhmetli.

KISAS

Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma. Kıssalar, hikâyeler, öyküler.

KAZIK

Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç. İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş. Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça. Direk, sopa. Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası. Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun. Çok zor (soru, sınav vb.). Aldatma.

KOKOROZ

Mısır. Sivri uçlu uzun şey. Çirkin kimse.

ÇARLİSTON

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaygınlaşan dans türü. Bu dansın müziği. İnce, uzun. Sivri uçlu, uzun ve kalın, tatlı, yeşilimsi biber, çarliston biber.

ÇARMIH

Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar.

DİLCİK

Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.

HAPSETMEK

Bir suçluyu hapishaneye koymak. Bir yere kapatıp salıvermemek. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak. Engellemek, sınırlamak.

KARAĞI

Ateş karıştırmaya yarayan, eğri uçlu demir çubuk. Tavukkarası.

KALEBENT

Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu.

İHBAR

Bildirme, bildirim, haber verme. Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme, ele verme.

İDAM

İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza, idam cezası, ölüm cezası.

BİZ

Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.

DAKTİLOTEKNİ

Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü.

HAPİS

Bir yere kapatıp salıvermeme. Mahpus. Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası. Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane. Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.

BASKIN

Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.

KARKARA

Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna.

DAMAKSIZ

Damağı olmayan. Sivri uçlu balıkçı iğnesi. Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse).

FALAKACI

Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.