Kelimeler arşivinde; içinde "uçlu" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uçlu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uçlu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uçlu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PABUÇLUK, PULUÇLUK, SORGUÇLU, SUÇLULUK, ÇALGUÇLU, HAVUÇLUK
PABUÇLU, OLGUÇLU, ORUÇLUK, PAPUÇLU, SUMUÇLU
ORUÇLU
SUÇLU, UÇLUK
UÇLU
UÇLU
Ucu olan, ucu çıkan. Filtreli (sigara).
ORUÇLU
Oruç tutan (kimse), niyetli, ağzı kilitli.
UÇLUK
Bir sap iplik ya da kısa ip. İğneye takılan iplik. (Yenikent Aksaray Niğde).
OLGUÇLU
Şişman, büyümeye, gelişmeye elverişli olan.
SUÇLU
Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim.
PABUÇLU
Ayağında pabucu olan.
HAVUÇLUK
Sebze tarlası.
PAPUÇLU
Manisa şehrinde, Kula belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SUÇLULUK
Suçlu olma durumu, mücrimlik.
ORUÇLUK
Ramazan ayı.
SUMUÇLU
İstekli, hevesli.
SORGUÇLU
Sorgucu olan.
PULUÇLUK
Puluç olma durumu.
ÇALGUÇLU
Utanmaz, arsız.
PABUÇLUK
Ayakkabılık.
Bu bölümde tanımı içerisinde UÇLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAMAKSIZ
Damağı olmayan. Sivri uçlu balıkçı iğnesi. Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse).
KOKOROZ
Mısır. Sivri uçlu uzun şey. Çirkin kimse.
HAPSETMEK
Bir suçluyu hapishaneye koymak. Bir yere kapatıp salıvermemek. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak. Engellemek, sınırlamak.
ÇARMIH
Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
BASKIN
Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.
KAZIK
Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç. İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş. Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça. Direk, sopa. Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası. Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun. Çok zor (soru, sınav vb.). Aldatma.
İHBAR
Bildirme, bildirim, haber verme. Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme, ele verme.
KARAĞI
Ateş karıştırmaya yarayan, eğri uçlu demir çubuk. Tavukkarası.
KABAHATLİ
Kabahati olan, kusurlu, suçlu, töhmetli.
DİLCİK
Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
KISAS
Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma. Kıssalar, hikâyeler, öyküler.
ÇARLİSTON
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaygınlaşan dans türü. Bu dansın müziği. İnce, uzun. Sivri uçlu, uzun ve kalın, tatlı, yeşilimsi biber, çarliston biber.
BİZ
Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.
KARKARA
Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna.
KALEBENT
Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu.
DAKTİLOTEKNİ
Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü.
HAPİS
Bir yere kapatıp salıvermeme. Mahpus. Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası. Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane. Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.
İDAM
İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza, idam cezası, ölüm cezası.