Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uruş" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uruş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında uruş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uruş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MALUMATFURUŞ
CUŞUHURUŞ, KARAKURUŞ
DOLDURUŞ, SUSTURUŞ, DURDURUŞ, BOZDURUŞ, TUTTURUŞ, KUSTURUŞ
DOĞURUŞ, SOĞURUŞ, KUDURUŞ, KAVURUŞ, DOYURUŞ
OTURUŞ
KURUŞ, VURUŞ, CURUŞ, FURUŞ, GURUŞ, HURUŞ, DURUŞ, NURUŞ, TURUŞ
URUŞ
URUŞ
Müsademe, harp, savaş, cenk. Çarpışma, savaş, mücadele. Ankara şehri, Uruş nahiyesine bağlı bir bölge.
SUSTURUŞ
Motorun sesini azaltmak için dışarı uzanan borunun ucuna takılan susturucu.
OTURUŞ
Oturma işi.
SOĞURUŞ
Soğurma işi.
BOZDURUŞ
Bozdurma işi.
CUŞUHURUŞ
Coşkunluk.
DOĞURUŞ
Doğurma işi.
MALUMATFURUŞ
Bilgiçlik taslayan.
DURDURUŞ
Durdurma işi.
KAVURUŞ
Kavurma işi.
KUSTURUŞ
Kusturma işi.
DOYURUŞ
Doyurma işi.
DOLDURUŞ
Doldurma işi.
KARAKURUŞ
Osmanlı ülkelerinde kullanılan yabancı paralardan Alman talar'ı ile İspanyol riyan ve ekü'lerine verilen ad.
KUDURUŞ
Kudurma işi.
TUTTURUŞ
Tutturma işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde URUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BURUŞUKLUK
Buruşuk olma durumu. Ciltte oluşmuş kırışık.
BEYYİNE
Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.
BEŞLİK
Beşi bir arada olan. Beş birimden oluşan para. Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe. Beş tane alabilen.
ÇÖKÜŞ
Çökme işi. Çömelip yere oturuş. Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans. Yıkılma.
BURUŞMA
Buruşmak işi.
BURUŞUK
Gerginliği, düzgünlüğü kalmamış, buruşmuş olan.
ÇARPIŞMAK
Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.
ATIŞ
Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.
BURUŞTURMAK
Buruşuk duruma getirmek.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.
ÇATIŞMAK
Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.
BURUŞUKÇA
Biraz buruşuk olan, pek düzgün olmayan.
ÇİVİLEME
Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
COŞKUNLUK
Coşkunca yapılmış olan iş, cuşiş, cuşuhuruş.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
ÇEYREK
Dörtte bir. On beş dakikalık zaman. Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş. Çeyrek altın. Alman markı.
BÜZMEK
Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.