Kelimeler arşivinde; içinde "uruş" olan, toplam 66 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uruş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uruş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uruş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MALUMATFURUŞLUK
KURUŞLANDIRMAK
KURUŞLANDIRMA
VURUŞABİLMEK, MALUMATFURUŞ, OTURUŞTURMAK
BURUŞTURMAK, VURUŞTURMAK, VURUŞKANLIK, HOMPURUŞMAK, HURUŞLANMAK, VURUŞABİLME
BUMBURUŞUK, AZGURUŞMAK, KUDURUŞMAK, KURUŞAKŞAK, VURUŞTURMA, BURUŞUKLUK
OTURUŞGUN, KURUŞTAŞI, OTURUŞKUN, VURUŞMACI, OTURUŞMAK, KARAKURUŞ, CUŞUHURUŞ, BURUŞUKÇA, YERDURUŞU
SUSTURUŞ, TURUŞMAK, DURUŞMAK, CURUŞMAK, BURUŞMAK, VURUŞMAK, BOZDURUŞ, DOLDURUŞ, VURUŞKAN, KURUŞLUK, TUTTURUŞ, DURDURUŞ, OTURUŞMA, KUSTURUŞ
HURUŞAN, KUDURUŞ, DURUŞMA, URUŞMAK, URUŞMAN, DOYURUŞ, VURUŞGU, DOĞURUŞ, BURUŞUK, BURUŞMA, KAVURUŞ, SOĞURUŞ, VURUŞMA
URUŞÇU, OTURUŞ
NURUŞ, TURUŞ, DURUŞ, KURUŞ, VURUŞ, HURUŞ, GURUŞ, FURUŞ, CURUŞ
URUŞ
URUŞ
Müsademe, harp, savaş, cenk. Çarpışma, savaş, mücadele. Ankara şehri, Uruş nahiyesine bağlı bir bölge.
VURUŞTURMAK
Vuruşma işini yaptırmak. Oyunda berabere kalındığında, son bir oyunla yeneni seçmek. Karşılaştırıp, ölçüştürmek: Vuruşturalım bakalım, hangimizin saati daha güzel. Ölçüştürmek, karşılaştırmak.
KURUŞLANDIRMA
Kuruşlandırmak işi.
AZGURUŞMAK
Birbirine kızmak.
VURUŞABİLME
Vuruşabilmek işi.
BUMBURUŞUK
Çok, iyice buruşmuş olan.
KUDURUŞMAK
Birbirinin üzerine atılıp oynaşmak.
OTURUŞTURMAK
Yatıştırmak.
MALUMATFURUŞLUK
Bilgiçlik taslama, malumatfuruş olma durumu.
BURUŞTURMAK
Buruşuk duruma getirmek.
HOMPURUŞMAK
Saldırmak.
KURUŞLANDIRMAK
Bir listede yer alan her maddenin fiyat tutarını hesap edip belirtmek.
VURUŞKANLIK
Dövüşkenlik.
VURUŞABİLMEK
Vuruşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
MALUMATFURUŞ
Bilgiçlik taslayan.
HURUŞLANMAK
Şımarmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde URUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BURUŞUKLUK
Buruşuk olma durumu. Ciltte oluşmuş kırışık.
BURUŞUKÇA
Biraz buruşuk olan, pek düzgün olmayan.
ÇARPIŞMAK
Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.
ÇEYREK
Dörtte bir. On beş dakikalık zaman. Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş. Çeyrek altın. Alman markı.
ÇATIŞMAK
Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
DARABAN
Kalp vuruşu, kalp atışı.
BURUŞMA
Buruşmak işi.
BURUŞUK
Gerginliği, düzgünlüğü kalmamış, buruşmuş olan.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
BEŞLİK
Beşi bir arada olan. Beş birimden oluşan para. Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe. Beş tane alabilen.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ÇÖKÜŞ
Çökme işi. Çömelip yere oturuş. Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans. Yıkılma.
COŞKUNLUK
Coşkunca yapılmış olan iş, cuşiş, cuşuhuruş.
ATIŞ
Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.
ÇİVİLEME
Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
BÜZMEK
Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.
BEYYİNE
Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.