Kelimeler arşivi içinde; sonunda "unsur" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu unsur ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında unsur olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde unsur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
UNSUR
Öge.
MUNSUR
İcra memuru.
Bu bölümde tanımı içerisinde UNSUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HODKİNHASTALIĞI
Lenfoid dokunun temel unsuru olan ilkel retikülüm hücrelerinden kök alan, insanlara özgü, özellikle boyun ve göğüs bölgesindeki lenf yumrularında gelişen kötücül bir tümöral hastalık. Hayvanlarda da Hodgkin hastalığı benzeri tümörlere rastlanır.
OTOİMMÜNİTE
Selftoleransın zayıflaması ya da bozulması durumunda ortaya çıkan, bağışıklık cevabının kendi antijenlerine (vücutta oluşan) karşı oluştuğu anormal bir durum. Vücudun kendi organ ve dokularındaki antijene karşı antikor oluşturması durumu. Bağışıklık hücrelerinin veya antikorların vücudun normal dokularındaki biyokimyasal belirteçleri tanımayarak âdeta onu yabancı bir unsur olarak görmesi ve onunla reaksiyona girmesi, otoimmün cevap. Konak için zararlı, bağışıklık mekanizması yönünden amacından sapmış bir reaksiyondur. Otoimmün bir hastalık oluşumuna öncülük edebilecek graves hastalığı, miyastenia gravis, romatizmal ateş, glomerulonefritis ve benzerleri durumlar.
SEROLOJİ
Bağışıklık serumlarının incelenmesi ve patojenleri, antijenleri ve benzerleri tanımak üzere antiserumların kullanılmasını inceleyen immünolojinin bir alt dalı. Serum üretiminden veya etkisinden bahseden bilim dalı, serum bilim. Serumdaki antikor ve komplement gibi unsurların laboratuvar ortamındaki reaksiyonlarıyla ilgilenen immünolojinin bir dalı.
STROMA
Birçok organlarda içinde damarların ve sinirlerin uzandığı yumuşak doku. Kemik iliğinde ve lenfatik dokularda retiküler teller ile primitif retiküler hücreler ve sabit makrofajlardan yapılmış bir ağ şeklinde olan, ağın boşluklarında kan hücrelerini veren ana hücreler (hemositoblâst) ile diğer teşekkül etmiş kan hücreleri bulunan doku. Kloroplâstlarda ve mitokondrilerde iç zarın içinde kalan kısım. 3.Mantar hücreleri ile konak dokusu arasında spor taşıyan yapıların meydana getirdiği doku. 4.Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobin ayrıldıktan sonra kalan saydam ince çerçevesi. Ovaryumda foliküllerin gömülü olduğu yumuşak, damarlı, ağsı yapı. Gözde saydam tabakanın kısımlarından biri. Kloroplast ve mitokondrilerde iç zarın içinde bulunan kısım. Birçok organda içinde damar ve sinirlerin uzandığı yumuşak doku. Kloroplastlarda ve mitokondrilerde iç zarın içinde kalan kısmı. Mantar hücrelerle konak dokusu arasında spor taşıyan yapıların meydana getirdiği doku. Bir organ veya oluşumda görev yapan unsurların oluşturduğu hücre kümesini çevreleyerek ona destek sağlayan bağ dokusundan oluşan iskelet, temel doku. Herhangi bir organın bağ dokusundan oluşan ve organa bağ ve destek sağlayan kesimi. Göze içindeki stroma; eritrosit stroması.
UZUV
Organ. Parça. Üye. Unsur.
EGELLİYET
Arapça kökenli akalliyet: akalliyet; yabancı etnik unsur, azınlık.
EKSTRÜZYON
Sıvı veya hamur halindeki bir maddeyi ince bir delikten uygun bir ortama iterek tel veya iplik haline sokma işlemi. Ör.Viskon iplikler ve çelik teller ekstrüzyon işlemi ile elde edilir. Peletleme işleminde sıkıp çıkarma. Salgı maddelerinin dışarı verilmesi olayı. Yapılan salgı hücre yüzeyinde boğumlanmayla ayrılır. Buhar kullanılarak veya kullanılmaksızın, sıkılarak basınç altında itilerek veya patlatılarak deliklerden geçirilmek suretiyle yemlerdeki zararlı unsurları azaltmak ve yem değerini uygun duruma getirme işlemi.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
ÖGE
Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur. Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri. Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman. Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri. Gerekçe, araç. Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde, ilke, unsur.
İLKE
Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.
ÇOKLU
İçinde birden çok işlev barındıran. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ya da n ikilden (ya da İkili öğeden) oluşan veri birimi. Bir birim olarak işlem gören, genellikle sözcükten daha kısa, ikili damga dizgisi, bk. ikili II, üçlü, dörtlü, beşli, altılı, yedili, sekizli. Çok yanaşık çizgilerden oluşan izge çizgisi. Birden fazla unsurdan oluşan, birçok kısımlar gösteren. Birden fazla organı etkileyen, değişik organlarda aynı anda oluşan. Çok şeyi olan, zengin.
ELEKTROMEKANİK
Mekanik ögelerden oluşan ve bunların hareketiyle elektrikli unsurlara bağlı olarak uzakta bulunan aletlerin çalışmasını ve kontrolünü sağlayan tertibat.
MEREL
Teşbih unsuru olarak güzel.