Kelimeler arşivi içinde; sonunda "unar" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu unar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında unar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde unar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CANSUNAR, GÜLSUNAR
AKSUNAR, AYSUNAR, SAKUNAR
BUNAR, KUNAR, MUNAR, PUNAR, SUNAR
UNAR
UNAR
Onur, gurur.
AKSUNAR
"Dürüstlük, doğruluk gösterir" anlamında kullanılan bir isim".
SUNAR
"Saygılı bir biçimde verir, takdim eder" anlamında kullanılan bir isim".
BUNAR
Çeşme, pınar. Kuyu. Pınar. Pınar, çeşme. Kaynak.
SAKUNAR
Ambarda tahılların konulduğu bölüm. Değirmende öğütülen unun döküldüğü yer.
PUNAR
Pınar, çeşme. Pınar.
CANSUNAR
"Canını feda eder" anlamında kullanılan bir isim".
AYSUNAR
Ay gibi olan güzelliğini gösteren.
MUNAR
Yalnız, kimsesiz: Kıblıya dönmüş munar munar düşünür. Pınar, çeşme. Pınar. Yalnız, kimsesiz. Serap.
GÜLSUNAR
Güzellğini gösteren, güzelliğini belli eden.
KUNAR
Çamfıstığı.
Bu bölümde tanımı içerisinde UNAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAPILMAK
Kapma işine konu olmak. Birine güvenip boş bulunarak aldanmak. Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak. Sürüklenmek. Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak.
YAMÇI
Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk.
DALAMAK
Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek, ısırmak. Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak.
STRİPTİZ
Genellikle gece kulüplerinde, pavyonlarda genç bir kadın oyuncunun müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.
ALUMİNOTERMİ
Metal ve ametallerin oksijenli bileşiklerin aluminyum metali vasıtasıyla indirgenmesine dayanan metal, ametal ve alaşımların elde edilmesi yöntemi. Yöntem ilk olarak 1859 yılında N.N.Beketov tarafından bulunarak kullanılmıştır. Bu yöntemle Al toz veya yonga biçiminde kullanılır. Mn, Cr, V, W ve birçok alaşımlar bu yöntemle elde edilirler.
SIYIRMAK
Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak. Çekip kurtarmak. Çekerek çıkarmak. Hafifçe dokunarak geçmek. Akıl sağlığını kaybetmiş olmak. Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak. Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak. Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak.
SIRALAMAK
Birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek. Küçük çocuk tutunarak yürümeye başlamak, tutunarak yürümek. Söylenecek, yazılacak, yapılacak şeylere zihinde gerekli düzeni vermek. Aynı davranışı birbiri ardınca birçok kez yapmak. Belirli bir düzene göre yerleştirmek veya düzenlemek, sıraya koymak. Aynı davranışı birçok şey üstünde tekrarlamak. Art arda söylemek, sayıp dökmek.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
DOKUMA
Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
LEMİS
El ile dokunarak duyma, bir şeye el ile dokunma.
SERİNLEMEK
Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak, serinleşmek. Hafif soğukluk duymak. Biraz avunarak ferahlamak.
HACIYATMAZ
Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak. Güç durumlarda çıkarı için kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse.
GIDIKLAMAK
Vücudun bazı yerlerine dokunarak ürperme veya gülerek kaçınma ile beliren bir sinir tepkisi uyandırmak. Eğlendirici, hoşa giden sözler söylemek.
TIRMANMAK
El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak. Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek. Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek. Yokuş, merdiven vb. çıkmak. Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak.
SÜNGER
Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan. Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci. Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti.
YALAMAK
Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek. Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak. Sıyırarak, dokunarak geçmek. Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek.
KANCIKÇA
Döneklik ederek, gizlice kötülükte bulunarak.
YOKLAMAK
Dokunarak incelemek. Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak. Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek. Aramak, araştırmak. Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek. Ara sıra etkisini göstermek.
MASTÜRBASYON
Cinsel bölgelere dokunarak orgazm sağlama, istimna, onanizm.
UYDU
Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen, peyk. İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse). Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genel olarak kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç.