Kelimeler arşivi içinde; sonunda "unak" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu unak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında unak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde unak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KUKKUNAK
KORUNAK, BOĞUNAK, BUĞUNAK
OKUNAK
BUNAK, SUNAK, YUNAK, DUNAK, GUNAK, PUNAK
UNAK
UNAK
İyi, elverişli, yarar.
BOĞUNAK
Yağmurdan önceki boğucu hava. Boğuk.
KUKKUNAK
Baykuş.
GUNAK
Konak, hükûmet.
BUĞUNAK
Sağnak, şiddetli yağmur. Yağmurdan önceki boğucu hava. Sisli, puslu hava.
BUNAK
Bunamış olan, matuh.
YUNAK
Hamam. Konya iline bağlı ilçelerden biri.
SUNAK
Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılmış olan taş masa.
DUNAK
Giyimi derli toplu olan, yakışıklı kişi.
KORUNAK
Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. Koruyan, esirgeyen, saklayan kimse.
PUNAK
Eşek yavrusu. Bunak.
OKUNAK
Okul. Kitap.
Bu bölümde tanımı içerisinde UNAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
GARİP
Kimsesiz, zavallı. Yabancı, gurbette yaşayan, elgin. Acayip. Dokunaklı, hüzün veren. Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz.
BUĞULU
Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli. Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Dokunaklı, pes (ses).
İĞNE
Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.
İŞLEK
Çok işleyen, canlı, hareketli. Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı).
DOKUNAKLILIK
Dokunaklı olma durumu.
FİRAKLI
Üzüntülü, dokunaklı, içe işleyen.
BUNAKÇA
Bunak gibi.
KİNAYE
Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatı. Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
HAZIMLI
Yersiz davranışlara, dokunaklı sözlere aldırmayan, içi geniş (kimse). Benimseyen, katlanan, kabullenen bir biçimde.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
İĞNELİ
İğnesi olan. Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli. İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
BUNAKLIK
Bunak olma durumu.
HAMAM
Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam. Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer.
KOYGUN
Dokunaklı, etkili, içli, acıklı.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.