Sonu UNAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "unak" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu unak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında unak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde unak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

KUKKUNAK

7 harfli kelimeler

KORUNAK, BOĞUNAK, BUĞUNAK

6 harfli kelimeler

OKUNAK

5 harfli kelimeler

BUNAK, SUNAK, YUNAK, DUNAK, GUNAK, PUNAK

4 harfli kelimeler

UNAK

Bazı kelimelerin anlamları

UNAK

İyi, elverişli, yarar.

BOĞUNAK

Yağmurdan önceki boğucu hava. Boğuk.

KUKKUNAK

Baykuş.

GUNAK

Konak, hükûmet.

BUĞUNAK

Sağnak, şiddetli yağmur. Yağmurdan önceki boğucu hava. Sisli, puslu hava.

BUNAK

Bunamış olan, matuh.

YUNAK

Hamam. Konya iline bağlı ilçelerden biri.

SUNAK

Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılmış olan taş masa.

DUNAK

Giyimi derli toplu olan, yakışıklı kişi.

KORUNAK

Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. Koruyan, esirgeyen, saklayan kimse.

PUNAK

Eşek yavrusu. Bunak.

OKUNAK

Okul. Kitap.

  -   -   -  

Anlamında UNAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UNAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACIMSI

Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.

GARİP

Kimsesiz, zavallı. Yabancı, gurbette yaşayan, elgin. Acayip. Dokunaklı, hüzün veren. Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz.

BUĞULU

Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli. Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Dokunaklı, pes (ses).

İĞNE

Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

İŞLEK

Çok işleyen, canlı, hareketli. Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı).

DOKUNAKLILIK

Dokunaklı olma durumu.

FİRAKLI

Üzüntülü, dokunaklı, içe işleyen.

BUNAKÇA

Bunak gibi.

KİNAYE

Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatı. Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

HAZIMLI

Yersiz davranışlara, dokunaklı sözlere aldırmayan, içi geniş (kimse). Benimseyen, katlanan, kabullenen bir biçimde.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

İĞNELİ

İğnesi olan. Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli. İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

BUNAKLIK

Bunak olma durumu.

HAMAM

Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam. Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer.

KOYGUN

Dokunaklı, etkili, içli, acıklı.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.