Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ummak" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ummak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ummak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ummak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
UMMAK
Bir şeyin olmasını istemek, beklemek. Sanmak, tahmin etmek.
DUMMAK
Suya dalmak, suya batmak. Batmak; balıh dumdi. Batmak; suya dalmak. Suya batmak, dalmak.
YUMMAK
Kısarak kapamak, sıkarak kapalı duruma getirmek.
CUMMAK
Yıkanmak. Eski türkçe çummak: suya dalmak.
TUMMAK
Suya batmak, dalmak. 1.Saldırmak. 2.Koşmak. Körebe oyununda gözleri yumarak duvara dayanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UMMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ENEZİKLENMEK
Hoşgörmek, gözyummak.
PAYSINMAK
Bir işe önem vererek, istekle ve özenle başlamak. Arkasından koşmak, kovalamak. Av köpekleri bağırarak av peşinden koşmak : Benim köpek çok paysındı ama bir iş yapamadı. Küçümsemek. Bir kimseyi güçsüz görüp üstüne varmak, çatmak. Çekinmek, utanmak, sıkılmak. Haklı, haksız pay ummak, pay istemek, kendine mal etmek istemek. Hiçe sayılmaya boyun eğmek.
KIRIKLANMAK
Bir şeyi istediğini durumu ile anlatmak, göz koymak, gözü kalmak. Çıkarı için boyun eğmek. Hoşlanmak : Ali Haççe gelince kırıklanıyor. Umutlanmak, ummak : Bu ay terfi edeyim deyi kırıklanıyordum, çıkmadı. Güvenmek : Ben sana kırıklandım da geldim. Dost edinmek. Cilvelenmek, kendini beğendirme çabasında olmak.
KOVALTMAK
Aralık etmek, aralamak. Seyrekleştirmek, boşaltmak. Serbest bırakmak, göz yummak. Etki altında kalmak. Yüksekte, havada serbest tutmak.
KAVALTMAK
Fırsat vermek, göz yummak.
HINDIKMAK
Ummak.
UMUT
Ummaktan doğan duygu, ümit. Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit. Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit.
UMUNMAH
Ummak, beklemek.
EKTİLEMNEK
Ummak, beklemek.
MEHESİMEK
Ummak, beklemek : Ondan eyle şey mehesimezdük. Önem vermek.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
DAMMAK
Damlamak. Gelmek: Ahmet tam zamanında damdı. Ekmeği yemeğe batırmak, daldırmak: Yemeği kaşıkla değil dama dama yedik. Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Doğmak. Sezmek: gelbina damdı = kalbine doğdu. Dammak, damlamak. Damlamak, damla damla akmak.
YUMMA
Yummak işi.
DANMAK
Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Sormak, fikir almak. Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. İnkâr etmek, gizlemek. Düşünmek. Hissetmek, his olarak bilmek; gelbime dandi. Dönmek. Doğmak; inkâr etmek. Dinlemek. Danışmak, istişare etmek. Hayrette kalmak, şaşmak. Şaşırtmak.
SESETMEK
Yüz vermek, göz yummak. Büyütmek, geliştirmek. Çağırmak, seslenmek.
DANKLAMAK
Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak.
SIĞINMAK
Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek. Güvenmek, yardım istemek ya da ummak. Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak. Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek, iltica etmek.
UMSUNMAK
Özenmek. Özenilen şeyin elde edilememe sinden dolayı, lohusada meme; erkek ve erkek çocukta, üreme organı şişmek. İstemek, dilemek: itin ahmağı, baklavadan pay umar. Ummak, canı çekmek.
UMMA
Ummak işi.
AYDINMAK
Sövmek, kötü kötü söylenmek. Darılmak. Nankörlük etmek. Kendi kendine söylenmek. Şikâyet etmek. Ummak, ümit etmek.