UMMAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ummak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. ummak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ummak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ummak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

UMMAK

Bir şeyin olmasını istemek, beklemek. Sanmak, tahmin etmek.

  -   -   -  

Anlamında UMMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UMMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HINDIKMAK

Ummak.

ENEZİKLENMEK

Hoşgörmek, gözyummak.

CUMMAK

Yıkanmak. Eski türkçe çummak: suya dalmak.

YUMMA

Yummak işi.

AYDINMAK

Sövmek, kötü kötü söylenmek. Darılmak. Nankörlük etmek. Kendi kendine söylenmek. Şikâyet etmek. Ummak, ümit etmek.

SESETMEK

Yüz vermek, göz yummak. Büyütmek, geliştirmek. Çağırmak, seslenmek.

SIĞINMAK

Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek. Güvenmek, yardım istemek ya da ummak. Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak. Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek, iltica etmek.

KOVALTMAK

Aralık etmek, aralamak. Seyrekleştirmek, boşaltmak. Serbest bırakmak, göz yummak. Etki altında kalmak. Yüksekte, havada serbest tutmak.

KIRIKLANMAK

Bir şeyi istediğini durumu ile anlatmak, göz koymak, gözü kalmak. Çıkarı için boyun eğmek. Hoşlanmak : Ali Haççe gelince kırıklanıyor. Umutlanmak, ummak : Bu ay terfi edeyim deyi kırıklanıyordum, çıkmadı. Güvenmek : Ben sana kırıklandım da geldim. Dost edinmek. Cilvelenmek, kendini beğendirme çabasında olmak.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

DANKLAMAK

Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak.

UMUT

Ummaktan doğan duygu, ümit. Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit. Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit.

PAYSINMAK

Bir işe önem vererek, istekle ve özenle başlamak. Arkasından koşmak, kovalamak. Av köpekleri bağırarak av peşinden koşmak : Benim köpek çok paysındı ama bir iş yapamadı. Küçümsemek. Bir kimseyi güçsüz görüp üstüne varmak, çatmak. Çekinmek, utanmak, sıkılmak. Haklı, haksız pay ummak, pay istemek, kendine mal etmek istemek. Hiçe sayılmaya boyun eğmek.

UMMA

Ummak işi.

EKTİLEMNEK

Ummak, beklemek.

MEHESİMEK

Ummak, beklemek : Ondan eyle şey mehesimezdük. Önem vermek.

DAMMAK

Damlamak. Gelmek: Ahmet tam zamanında damdı. Ekmeği yemeğe batırmak, daldırmak: Yemeği kaşıkla değil dama dama yedik. Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Doğmak. Sezmek: gelbina damdı = kalbine doğdu. Dammak, damlamak. Damlamak, damla damla akmak.

UMSUNMAK

Özenmek. Özenilen şeyin elde edilememe sinden dolayı, lohusada meme; erkek ve erkek çocukta, üreme organı şişmek. İstemek, dilemek: itin ahmağı, baklavadan pay umar. Ummak, canı çekmek.

KAVALTMAK

Fırsat vermek, göz yummak.

DANMAK

Akla gelmek, önceden hissetmek, sezmek, ummak. Sormak, fikir almak. Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. İnkâr etmek, gizlemek. Düşünmek. Hissetmek, his olarak bilmek; gelbime dandi. Dönmek. Doğmak; inkâr etmek. Dinlemek. Danışmak, istişare etmek. Hayrette kalmak, şaşmak. Şaşırtmak.