Kelimeler arşivi içinde; başında "ulaşı" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. ulaşı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ulaşı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ulaşı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ULAŞILABİLİRDİK
ULAŞILABİLMEK
ULAŞILABİLME
ULAŞIVERMEK
ULAŞIVERME
ULAŞILMAK
ULAŞILMA
ULAŞIK, ULAŞIM
ULAŞI
ULAŞI
Bir aracın, dolu depo ile, yeniden yakıt almadan gidebileceği uzaklık.
ULAŞILABİLİRDİK
Bir soruşturu ya da görüşmede kendilerinden bilgi alınacak olan yanıtlayıcıların alanda bulunma ya da elde edilme olanağı.
ULAŞILMAK
Ulaşma işi yapılmak.
ULAŞILABİLME
Ulaşılabilmek işi.
ULAŞIVERMEK
Çabucak veya kısa sürede ulaşmak.
ULAŞIK
Nişanlı. Süt ve yoğurttan yapılan bir çeşit peynir, ekşimik, lor. Art arda gelen, ardından yetişen. İleriden beri sürüp gelen, mütevatir, mütevali. Birbiri ardınca, arkası kesilmeksizin. Bağlılık, irtibat. Bitişik, muttasıl, merbut. Yakınlık, akrabalık.
ULAŞIVERME
Ulaşıvermek işi.
ULAŞILABİLMEK
Ulaşılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ULAŞIM
Ulaşma işi. Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas. Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma.
ULAŞILMA
Ulaşılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ULAŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞMACA
Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ÇEPEL
Kir, bulaşık, çamur, pislik. Bozuk, kapalı (hava). Ürüne karışmış yabancı madde. Çalı çırpı.
BULAŞIKÇILIK
Bulaşıkçının yaptığı iş.
DOYGUNLUK
Doygun olma durumu, gönül tokluğu, istiğna, tatmin. Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin.
ÇAMUR
Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.
BULAŞICILIK
Bulaşıcı olma durumu.
DAMLALIK
Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.
DORUK
Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri, zirve, şahika. En üstün başarı düzeyi. Heyecan, sevinç, coşku vb. duygularda ulaşılan en üst nokta.
BİLET
Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
BULAŞILMA
Bulaşılmak işi.
CÜZZAM
Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık, miskin hastalığı, lepra.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
DİZANTERİ
Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal.
BULAŞIKLIK
Bulaşık olma durumu.
BULAŞIKHANE
Kışla, okul, otel vb. yerlerde bulaşık yıkamaya ayrılan özel bölüm.
BİRİNCİ
Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.