TIRI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tırı" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. tırı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tırı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tırı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TIRIHLAMAH, TIRIKLAMAK, TIRILLAMAK

9 harfli kelimeler

TIRILLAMA

8 harfli kelimeler

TIRIVIRI, TIRITMAK, TIRINTAZ, TIRINMAK, TIRIŞMAK, TIRILDAK, TIRINGEZ, TIRINDAZ

7 harfli kelimeler

TIRIŞKA, TIRISKI, TIRINGI, TIRINDI, TIRIŞIK, TIRILTI, TIRILAR, TIRIKLI

6 harfli kelimeler

TIRINA, TIRINÇ, TIRINK, TIRIKA, TIRISA

5 harfli kelimeler

TIRIZ, TIRIŞ, TIRIT, TIRIS, TIRIP, TIRIN, TIRIM, TIRIL, TIRIK, TIRIH, TIRIB

Bazı kelimelerin anlamları

TIRI

Dokuma tezgahında, dokunan bezin yuvarlak ağaca sarılmasını sağlayan tırtıllı demir parçası. (Yalvaç Isparta).

TIRILLAMAK

Çıplak veya parasız kalmak.

TIRISKI

Dayak, tokat, sopa.

TIRINMAK

Silinmek.

TIRIHLAMAH

Sürgüne yakalanmak. Sürgüne yakalanmak, bağırsak bozulmak.

TIRIVIRI

Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi.

TIRILDAK

Zil. Topaç. Fırıldak. Çocuk oyuncağı. (Akbaş Güdül Ankara).

TIRITMAK

Karşı gelmek, diretmek.

TIRINDAZ

Titiz, temiz, süslü giyinen. İnce davranışlı, duygulu kimse. Temiz.

TIRINGEZ

İnce, dar. Titiz, temiz, süslü giyinen.

TIRIŞKA

İşe yaramaz, yararsız.

TIRINGI

Tek başına oynanan bir çeşit oyun. Oyun, oyun havası.

TIRIŞMAK

1.Buruşmak. 2.Yüz ekşitmek. Zayıflamak.

TIRINTAZ

İnce, kibar.

TIRIKLAMAK

Sürgüne yakalanmak. Haber vermeden almak : Bu ay ondan para tırıklayamadım. Çok zayıflamak. Aşırmak, çalmak.

TIRILLAMA

Tırıllamak işi.

  -   -   -  

Anlamında TIRI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIRI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AGRONOMİ

Çiftçilikle ilgili bilgilerin araştırıldığı bilim dalı.

AKUPUNKTUR

Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.

ANTRENÖR

Çalıştırıcı.

ALINDILI

Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.

AÇIKLAMALI

Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.

AKEMİ

İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

APEL

Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılmış olan ödeme çağrısı.

ANITLAŞTIRILMA

Anıtlaştırılmak durumu.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ANTRENÖRLÜ

Çalıştırıcılı.

ANTRENÖRLÜK

Çalıştırıcılık.

ANTRENÖRSÜZ

Çalıştırıcısız.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AFOROZLU

Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış.