Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tırpan" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tırpan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tırpan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tırpan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TIRPAN
Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak. Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılmış olan bir oyun.
PİÇTIRPAN
Topaç.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIRPAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
RİNA
Tırpana.
BUYLU
Kağnı kıravatını biribirine bağlayan ağaç kuşak. Kızak döşeklerini biribirine bağlayan meşeden yapılmış kuşak, bağ. Araba, kağnı dingili. Sabanın kıvrık yerine konulan ve toprağı dağıtmaya yarayan çatal. Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Araba oku ile boyunduruğunu birbirine bağlayan çivi. Tırpanda, kılıcı sıkıştırmak için çakılan ağaç çivi. Övenderenin ucundaki çivi. Kızağın önündeki tahta. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Kağnı tekerlerinin dışarı fırlamamasını sağlayan ağaç çubuk. (İspir Erzurum). Sapanda, toprağa giren bulaklar arasındaki ağaç destek. (Dereköy Eşme Uşak).
DÜRÜ
Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.
ACENE
Tırpanın sap geçecek deliğini delmeğe yarar çelik aygıt.
TIRPANLANMAK
Tırpanlama işine konu olmak veya tırpanlama işi yapılmak.
TIRPANCI
Tırpanla ekin biçen kimse.
ÇALKI
Çalgıç. Tırpan.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
ANAHTARLITOKA
Tırpan tokası. (Yenikent Aksaray Niğde).
TIRPANLAMA
Tırpanlamak işi.
AYAKCAK
Aptesane, hela, ayak yolu. Arkalıksız kısa iskemle. Tırpanla ekin biçenlerin ayaklarına bağladıkları demet. Direğe çıkmaya yarıyan aygıt. Taban ve koncu tek parça ağaçtan yapılmış, burnuna meşin çakılı ayakkabı. Merdiven, merdiven basamağı. El leğeni. Tahta, arkalıksız sandalye. Merdiven. Tırpanla biçildikten sonra, dağınık olarak yere yığılan ekinleri, ayağın yardımıyla düzenli kümeler durumuna getiren (H) harfi biçiminde ot araç. (Amasya).
AZU
Tırpan demirinin geniş dip kısmı. Ya da. Boynuz, azı.
ÇIRPAN
Sulama işinde kullanılan suyun devamlı ve düzenli akmasını sağlayan su yollarını idare eden memur. Bataklık. Ağaçları çırpmak için kullanılan sopa. Tırpan. Sarılığın tedavisinde kullanılan bir alet: Alnıma çırpan vurdurdum. Çocukların kuş vurmak için kullandıkları sapan. Kavgacı, geçimsiz kişi. Ankara ilinde, Çeltikçi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
TIRPANLANMA
Tırpanlanmak işi.
TIRPANLAMAK
Tırpanla biçmek. Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya girişmek. İstemediği kişilerin görevlerine son vermek. Bir topluluğu yok etmek, kırıp geçirmek.
ECİK
Küçük çocukları eğlendirmek için söylenen söz. Kasık. Yağmurdan ıslanmış buğday ya da arpa. Küçük çocuk. Köpek yavrusu. Tırpanın sapındaki elle tutulan ağaç kısım. Az, çok az, azıcık, biraz, küçücük. İri bulguru ayırmakta kullanılan kalbur. (Tokat).
TIRPANCILIK
Tırpancı olma durumu.
TIRPANLATMA
Tırpanlatmak işi.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
TIRPANLATMAK
Tırpanlama işini yaptırmak.