Kelimeler arşivi içinde; başında "tırpan" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. tırpan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tırpan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tırpan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TIRPANBİLEZİĞİ
TIRPANAGİLLER
TIRPANLATMAK, TIRPANKULAĞI, TIRPANLANMAK
TIRPANCILIK, TIRPANLATMA, TIRPANKURDU, TIRPANLAMAK, TIRPANLANMA
TIRPANTAŞI, TIRPANSAPI, TIRPANLAMA
TIRPANCI
TIRPANE, TIRPANA
TIRPAN
TIRPAN
Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak. Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılmış olan bir oyun.
TIRPANLATMAK
Tırpanlama işini yaptırmak.
TIRPANLATMA
Tırpanlatmak işi.
TIRPANLANMAK
Tırpanlama işine konu olmak veya tırpanlama işi yapılmak.
TIRPANLAMA
Tırpanlamak işi.
TIRPANCI
Tırpanla ekin biçen kimse.
TIRPANLANMA
Tırpanlanmak işi.
TIRPANCILIK
Tırpancı olma durumu.
TIRPANLAMAK
Tırpanla biçmek. Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya girişmek. İstemediği kişilerin görevlerine son vermek. Bir topluluğu yok etmek, kırıp geçirmek.
TIRPANSAPI
Tırpan bıçağının geçirildiği ağaç. (Yenikent Aksaray Niğde.).
TIRPANBİLEZİĞİ
Tırpan bıçağını sapa bağlayan demir halka. (Amasya).
TIRPANKULAĞI
Tırpan bıçağının sapa takıldığı kısım. (Yenikent Aksaray Niğde).
TIRPANTAŞI
Tırpan bıçağını keskinleştirmek için kullanılan bileyi taşı. (Amasya).
TIRPANE
Maıkap kolu, delgi kolu.
TIRPANAGİLLER
Vatoz balığıgiller.
TIRPANKURDU
Erginlerinde kanat genişliği 37-47 mm. olup, yılda birkaç kuşak üreyebilen ve özellikle fide durumundaki tarımsal bitki köklerini kemirerek yaşayan gececi tırtıl; bozkurt, karakurt, kesegen.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIRPAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
FELTE
Tırpanla ekin biçilirken yığılan ekinlerin sıra ile toplanması.
GADAK
Çivi. Küçük, ayakkabı çivisi. İyi olmayan şey (için): Bunun el işisi gadak. Kazan kulpunun tutturulduğu yer. Tırpanın ökçesinin sağlam olması için tırpana vurulan demir: Tırpanı yeni gadaklattım. Kadar. Manda yavrusu. Kunduracıların kullandıkları ufak çivi. (Güdül, Gölbaşı Çankaya Ankara). İki nesneyi tutturmak için kullanılan bir ucu sivri, diğer ucu başlıklı ağaç ya da tahta çubuklar. (Şehitali Ankara).
ANAHTARLITOKA
Tırpan tokası. (Yenikent Aksaray Niğde).
ELCEK
Eli korumak için ele takılan ya da alınan kanca gibi bir araç. Tırpanın el ile tutulan yeri. Bulgur taşında elle tutulan yer. Kapının tutacak yeri. Harman aygıtını çevirmek için kullanılan kol. Sapanın elle tutulan ye ri. Kuvvetsiz, zayıf kadın. Yağ eritmeye yarayan küçük kap. Küçük çekiç. İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. El değirmenini çevirmek için el ile tutulan yer. Eldiven. Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven şeklinde tahtadan yapılan bir araç. Eldiven, ellik. Eldiven (Çayağzı). Hızkeserleri ve yönelteci işletmek için kullanılan el sapları. Tırpanın, sobanın toprak sürülürken elle tutulan kısmı. Çıkrık kolu. Yün eldiven. (Yenikent Aksaray Niğde, Laçin Eskişehir, Nudra Şarkikaraağaç Isparta). Gelin eldiveni. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).
AZU
Tırpan demirinin geniş dip kısmı. Ya da. Boynuz, azı.
ELCEYH
Elcek; sabanda 'majgal'ın tuttuğu elcek; tırpanın sapındaki elcek halkası vb.
RİNA
Tırpana.
GADAKLAMAK
Desteklemek: Bizim komşu ile aramızda bulunan duvar bir tarafa eğilmiş, ağaçlarla gadaklattım. Tırpana, sap takmak için yer yapmak.
AYAKCAK
Aptesane, hela, ayak yolu. Arkalıksız kısa iskemle. Tırpanla ekin biçenlerin ayaklarına bağladıkları demet. Direğe çıkmaya yarıyan aygıt. Taban ve koncu tek parça ağaçtan yapılmış, burnuna meşin çakılı ayakkabı. Merdiven, merdiven basamağı. El leğeni. Tahta, arkalıksız sandalye. Merdiven. Tırpanla biçildikten sonra, dağınık olarak yere yığılan ekinleri, ayağın yardımıyla düzenli kümeler durumuna getiren (H) harfi biçiminde ot araç. (Amasya).
DÜRÜ
Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.
ACENE
Tırpanın sap geçecek deliğini delmeğe yarar çelik aygıt.
BUYLU
Kağnı kıravatını biribirine bağlayan ağaç kuşak. Kızak döşeklerini biribirine bağlayan meşeden yapılmış kuşak, bağ. Araba, kağnı dingili. Sabanın kıvrık yerine konulan ve toprağı dağıtmaya yarayan çatal. Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Araba oku ile boyunduruğunu birbirine bağlayan çivi. Tırpanda, kılıcı sıkıştırmak için çakılan ağaç çivi. Övenderenin ucundaki çivi. Kızağın önündeki tahta. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Kağnı tekerlerinin dışarı fırlamamasını sağlayan ağaç çubuk. (İspir Erzurum). Sapanda, toprağa giren bulaklar arasındaki ağaç destek. (Dereköy Eşme Uşak).
ÇALKI
Çalgıç. Tırpan.
GAYRAK
Düz, yassı taş. İri kum. Kireç taşı. çakıl taşı. Bileği taşı. Kırmızımtırak toprak: Gayrakta buğday az olur. Verimsiz toprak. Kumlu toprak. Çocukların düz taşlarla oynadıkları bir oyun. Bileyleme aracı. (Kurtköy Bilecik). Tırpan bileme taşı. (Büyükdivanköyü Çorum).
ECİK
Küçük çocukları eğlendirmek için söylenen söz. Kasık. Yağmurdan ıslanmış buğday ya da arpa. Küçük çocuk. Köpek yavrusu. Tırpanın sapındaki elle tutulan ağaç kısım. Az, çok az, azıcık, biraz, küçücük. İri bulguru ayırmakta kullanılan kalbur. (Tokat).
ELECEK
Tırpanın el ile tutulan yeri. Dibek tokmağı. Loğ taşını çeken demir ya da ağaç sap. Ocak karıştırmaya yarayan uzun sırık. İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. Eldiven. Tekerlek ya da çarkı elle döndürmek için yanlarına takılan kol. Mısır dövme ağacı. Dibek tokmağı. (Kuzköy Akkuş Ordu). Kasada tutulacak yer. (Karaağaç Bozüyük Bilecik).
ELİCEK
İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. El değirmenini çevirmek için el ile tutulan yer. Boyunduruğun ileri gitmemesi için kullanılan ağaç araç. Yayıkların içinde hareket ettirilen, ağaçtan yapılmış kol. Çıkrık. Bulgur çekme taşlarının arasına konulan delikli ağaç parça. Cıva gibi kabına sığamayan beş yaşına kadar çocuk. Ekin döğmekte kullanılan dirsekli deynek. (Beyceli Fatsa Ordu). Ekin biçilirken tırpanın elle tutulan kısmı. (Amasya). Çorum şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇIRPAN
Sulama işinde kullanılan suyun devamlı ve düzenli akmasını sağlayan su yollarını idare eden memur. Bataklık. Ağaçları çırpmak için kullanılan sopa. Tırpan. Sarılığın tedavisinde kullanılan bir alet: Alnıma çırpan vurdurdum. Çocukların kuş vurmak için kullandıkları sapan. Kavgacı, geçimsiz kişi. Ankara ilinde, Çeltikçi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.