Sonu TIRAŞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tıraş" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tıraş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tıraş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tıraş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

HEYKELTIRAŞ

10 harfli kelimeler

ELMASTIRAŞ, KALEMTIRAŞ

9 harfli kelimeler

KABATIRAŞ, KAKATIRAŞ

8 harfli kelimeler

SANTIRAŞ, SINTIRAŞ

7 harfli kelimeler

AKTIRAŞ

5 harfli kelimeler

TIRAŞ

Bazı kelimelerin anlamları

TIRAŞ

Saç ya da sakalı kesme işi, yülüme. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma. Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal.

ELMASTIRAŞ

(elma'stıraş) Üzeri elmas gibi yontulmuş (iyi tür cam, billur). Ucu elmaslı, kalem biçiminde cam keskisi, elmas.

KALEMTIRAŞ

Kurşun kalemlerin ucunu açmak için kullanılan türlü biçimlerdeki keski, kalem açacağı. Kamış kalemleri açmak için kullanılan uzun saplı küçük bıçak.

AKTIRAŞ

Sacın üzerindeki yufkayı çevirmeye yarıyan, yassı demir veya tahta aygıt. Saçı sakalı ağarmış adam.

KAKATIRAŞ

Baştan savma.

KABATIRAŞ

Orta yaşlı adam.

SINTIRAŞ

Beşik parçalarına yapılan boyanın sürekliliğini sağlayan bir ağaç parçasıdır. (Salman Akkuş Ordu).

HEYKELTIRAŞ

Heykelci.

SANTIRAŞ

Nalbant aleti, keski. Büyükbaş hayvanların tırnaklarını kesmekte kullanılan keski.

  -   -   -  

Anlamında TIRAŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIRAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TIRAŞLAMA

Tıraşlamak işi.

BAGET

Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.

TIRAŞLAMAK

Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek. Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak.

HEYKELCİLİK

Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk.

TIRAŞSIZ

Saçı veya sakalı uzamış, tıraşı gelmiş. Yontulmamış (taş vb. sert nesne).

KAZINMAK

Kendi kendini kazımak. Her tarafı iyice temizlemek. Kazıma işi yapılmak. Varı yoğu, elindeki bütün parası alınmak veya çalınmak. Derisini kazır gibi kaşımak. Derisi yüzülürcesine tıraş olmak.

MANKEN

Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.

PALAVRACI

Uydurma söz veya haber ortaya atan, yaptığı işleri abartan, bu davranışları huy edinmiş olan (kimse), tıraşçı, uydurmacı, baloncu.

USTURA

Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü.

KAZIMAK

Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.

BIYIKSIZ

Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan.

JİLET

İnce çelikten yapılmış, iki yanı keskin tıraş bıçağı.

TIRAŞLI

Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş, matruş. Tıraşı uzamış. Yontulmuş.

TIRAŞLANMAK

Tıraşlama işi yapılmak.

PERDAH

Parlatma, parlaklık verme. Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılmış olan ikinci tıraş.

MATRUŞ

Tıraşlı.

HEYKELCİ

Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu.

PERÇEM

Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı. Kâkül. Yele.

ELMAS

Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Bu taşlarla yapılmış. Elmastıraş.

TUVALET

İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.