Kelimeler arşivi içinde; başında "tıraş" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. tıraş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tıraş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tıraş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TIRAŞLANMAK, TIRAŞMERMER
TIRAŞLAMAK, TIRAŞLANMA
TIRAŞLAMA
TIRAŞLAR, TIRAŞSIZ
TIRAŞÇI, TIRAŞLI
TIRAŞ
TIRAŞ
Saç ya da sakalı kesme işi, yülüme. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma. Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal.
TIRAŞLANMAK
Tıraşlama işi yapılmak.
TIRAŞMERMER
Ayakkabıcıların üzerinde deri kestikleri mermer. (Tavşanlı Kütahya).
TIRAŞSIZ
Saçı veya sakalı uzamış, tıraşı gelmiş. Yontulmamış (taş vb. sert nesne).
TIRAŞLAR
Düzce ilinde, Yığılca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
TIRAŞLAMA
Tıraşlamak işi.
TIRAŞLANMA
Tıraşlanmak işi.
TIRAŞLAMAK
Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek. Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak.
TIRAŞLI
Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş, matruş. Tıraşı uzamış. Yontulmuş.
TIRAŞÇI
Palavracı. Karşısındakini bıktırıncaya kadar lafa tutma huyu olan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIRAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAZIMAK
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.
KANİŞ
Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek. Fransa'dan köken alan ve Fransa'nın ulusal köpek ırkı olarak da tanınan, Avrupa'da yaklaşık 400 yıllık bir geçmişi olan, geçmişte av köpeği olarak yetiştirilmiş, standart, minyatür ve toy olmak üzere genel özellikleri aynı yalnızca boyutları farklı üç varyasyonu olan, vücut yapısı orantılı ve kare şeklinde, tüyleri sert ya tam kıvırcık veya kordonlar şeklinde dolanarak uzayan, geleneksel biçimde tıraşı yapıldığında daha zarif, asil ve kendinden emin bir görüntü kazanan, bütün düz renklerde olabilen, gözleri oval ve ırk özelliği olarak genellikle çok koyu renkli, gözleri kahverengi olanlarda koyu kehribar renginde, kayısı renkli olanlarda ise kehribar renginde, kuyruğu geleneksel olarak ½ oranında kısaltılan, neşeli, çok zeki, duyarlı ve eğitime son derece yatkın ve bu nedenle sirklerin aranan hayvanı olan, sahibine çok düşkün, sadık ve koruyucu, günümüzde daha çok pet veya gösteri köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, pudıl köpeği. Tahtaların kenarına süs yapmakta kullanılan bir çeşit rende.
TUVALET
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.
MANKEN
Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.
YÜLÜME
Yülümek işi, tıraş.
USTURA
Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü.
YÜLÜMEK
Vücudun fazla kıllarını ustura ile almak, tıraş etmek.
HEYKELCİ
Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu.
MATRUŞ
Tıraşlı.
BIYIKSIZ
Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan.
ALABURSA
Bir çeşit tıraş biçimi.
PALAVRACI
Uydurma söz veya haber ortaya atan, yaptığı işleri abartan, bu davranışları huy edinmiş olan (kimse), tıraşçı, uydurmacı, baloncu.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
KAZINMAK
Kendi kendini kazımak. Her tarafı iyice temizlemek. Kazıma işi yapılmak. Varı yoğu, elindeki bütün parası alınmak veya çalınmak. Derisini kazır gibi kaşımak. Derisi yüzülürcesine tıraş olmak.
PERÇEM
Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı. Kâkül. Yele.
ELMASTIRAŞ
(elma'stıraş) Üzeri elmas gibi yontulmuş (iyi tür cam, billur). Ucu elmaslı, kalem biçiminde cam keskisi, elmas.
HEYKELCİLİK
Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk.
PERDAH
Parlatma, parlaklık verme. Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılmış olan ikinci tıraş.
ELMAS
Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Bu taşlarla yapılmış. Elmastıraş.
JİLET
İnce çelikten yapılmış, iki yanı keskin tıraş bıçağı.