Kelimeler arşivi içinde; başında "türe" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. türe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu türe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde türe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TÜRETİLEBİLME
TÜRETEBİLMEK, TÜRETİMCİLİK
TÜRETEBİLME
TÜRENEKSİZ
TÜREDİLER
TÜRETMEK
TÜREMEN, TÜRETİK, TÜRENTİ, TÜRENDE, TÜRETİM, TÜREMSİ, TÜREMEK, TÜRETİŞ, TÜRETKE, TÜRETME, TÜREHAN, TÜREYİŞ
TÜRENE, TÜREME, TÜRELİ, TÜREFİ, TÜREDİ
TÜREN, TÜREL, TÜREK, TÜREV
TÜRE
Adalet.
TÜRENEKSİZ
Düzensiz.
TÜREMEN
Yasa adamı, hukukçu.
TÜREDİLER
Balıkesir kenti, Sarıbeyler bucağına bağlı bir bölge.
TÜRETEBİLME
Türetebilmek işi.
TÜREMEK
Oluşmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak. Bir kökten çıkmak. Çoğalmak. Parçalanıp çoğalmak, üremek.
TÜRETEBİLMEK
Türetme imkânı veya olasılığı bulunmak. Türetmeyi becermek.
TÜRETİK
Türevsel hesapta, bir işlevden belirli kurallar uyarınca türetilen başka bir işlev.
TÜRETİM
Bir işlevin türevimi alma. Birtakım varsayımlardan yola çıkarak doğabilimsel bir yazım geliştirme. Bir çıkarımın sonucunun öncüllerden salt çıkarım kuralları yardımıyla sonlu sayıda adımla çıkarılması işlemi, Türetim genellikle yalınç çıkarımlar zinciri sayılabilir. Bu işlemi dile getiren çizelge. bk. tümdengelim, dolaysız türetim, dolaylı türetim, koşullu türetim, kanıtlanım.
TÜRETİMCİLİK
Bir sözcük kökünden kurallara uygun olarak sözcükler, bir öğretiden, o öğretiyi andıran ya da çağrışımla anımsatan başka öğretiler türetme, bk. söz yaratma.
TÜRENTİ
Söz türetmecilik, neolojizm.
TÜRETİŞ
Türetme işi.
TÜRETMEK
Oluşturmak, ortaya çıkarmak, yaratmak, meydana çıkarmak.
TÜRETİLEBİLME
p önermesinin K önerme kümesinden türetilebilme'si, K kümesinin öğesi olan öncüllerden p sonucunun çıktığının bir türetimle gösterilebilmesi demektir. p nin K dan türetilebildiği K|-p biçiminde dile getirilir. türetilebilme imi, türetilebilme önermesi. Salt toplam ölçek sayılına bakarak yanıtlayıcının tutum kalıbını kestirme olanağı veren ölçek özelliği, bk. tutum kalıbı.
TÜRENDE
Mevsimine göre ilk kez çıkan meyve veya ilk tatma (Erzincan Merkez).
TÜREMSİ
Kökleri bir olmayan ancak yazılışı yönünden türemişe benzeyen sözcüklerle yapılan ündeş (cinas) sanatı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÜKÜNLÜ
Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan, bükülgen, insirafi.
ÇITIRBOM
Türedi, ehliyetsiz.
ALTAYCA
Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
AZİT
Azothidrik asit HN3 teki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleşikler.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
BİLİNEMEZCİLİK
Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.
BORİK
Bordan türeyen asit ve anhidrit.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
DETERJAN
Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde, arıtıcı.
DARVİNCİLİK
Darvin tarafından geliştirilen, canlı türlerinin doğal ayıklanma sonucu, evrim yoluyla basit organizmalardan türediğini -ileri süren- görüş. Gerçek bilim otoriteleri tarafından itibar edilmeyen görüş.
BİTİŞKENLİK
Bitişken olma durumu. Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliği.
ANİLİN
Benzenden türeyen bir amin.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
BORAKS
Yoğunlaşmış borik asitten türeyen sodyum tuzu.