TÜF ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tüf" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. tüf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tüf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tüf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

TÜFEKÇİPINARI

12 harfli kelimeler

TÜFEKÇİKONAK

11 harfli kelimeler

TÜFEKÇİBAŞI

10 harfli kelimeler

TÜFEKLİLER, TÜFEKÇİLİK

9 harfli kelimeler

TÜFEKHANE

8 harfli kelimeler

TÜFETAŞI, TÜFEKLİK

7 harfli kelimeler

TÜFTÜFÜ, TÜFEKÇİ

6 harfli kelimeler

TÜFAYİ, TÜFAYE, TÜFENG, TÜFENİ, TÜFENK, TÜFLEK

5 harfli kelimeler

TÜFEK, TÜFEZ, TÜFİT

4 harfli kelimeler

TÜFE, TÜFA

3 harfli kelimeler

TÜF

Bazı kelimelerin anlamları

TÜF

Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı.

TÜFETAŞI

Sacayağı gibi kullanılan üç taş.

TÜFEKÇİBAŞI

Tüfekçi yamaklarının buyurucusu.

TÜFAYİ

Elma ve armut kompostosu.

TÜFENK

Tüfek.

TÜFEKLİK

Kışla gibi yerlerde tüfekleri düzenli bir biçimde koymak için yapılmış yer. Tüfek kılıfı.

TÜFEKÇİPINARI

Konya ilinde, Yeniceoba nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TÜFENG

Tüfek.

TÜFENİ

Tüfeğini.

TÜFAYE

Elma ve armut kompostosu.

TÜFEKÇİLİK

Tüfek yapma veya onarma işi. Tüfek satıcılığı.

TÜFEKHANE

Tüfek yapılmış olan yer.

TÜFEKLİLER

Piyade eri. Savaş gemilerinde, gemici olmayan, sadece savaşan askerler.

TÜFEKÇİKONAK

Bursa şehri, Tahtaköprü nahiyesine bağlı bir bölge.

TÜFEKÇİ

Tüfek yapan, onaran veya satan kimse. Padişah ve sarayı korumakla görevli olan. Savaş gereçleri, silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kimse.

TÜFTÜFÜ

Kuş avlamaya yarayan, mermileri hızlı üflenerek fırlatılan bir çeşit tüfek.

  -   -   -  

Anlamında TÜF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİPÇİK

Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü.

FİLİNTA

Namlusu kısa, kurşun atan bir tür küçük tüfek. Güzel, yakışıklı.

KARABİNA

Namlusu genellikle yivli, kısa ve hafif bir tüfek.

FİŞEKLİK

Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer, kargılık. Kütüklük.

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

FİŞEK

Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane. Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler.

DOLU

Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.

ÇAKMAKÇI

Çakmak yapan veya satan kimse. Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse.

DOMUZAYAĞI

Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk.

ATEŞLEMEK

Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.

KASATURA

Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan veya bel kayışına asılı olarak taşınan bir bıçak türü.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

ÇAKMAKSIZ

Çakmağı olmayan. Eski, kullanılmaz tabanca ya da tüfek. Kibrit.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

ALAYBOZAN

Bir tür fitilli tüfek.

HOROZAYAĞI

Tüfekten boş kovanı çıkarmaya yarayan alet.

ÇAKMAKLI

Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.

GEZ

Okun, kirişe geçen ucundaki kertik. Yapı işlerinde kullanılan çekül. Yer ölçmeye yarar düğümlü ip. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik.

ÇİFTE

İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.