TUZAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tuzak" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. tuzak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tuzak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tuzak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

TUZAKLANMAK

10 harfli kelimeler

TUZAKÇILIK, TUZAKLAMAK, TUZAKLANMA

9 harfli kelimeler

TUZAKLAMA

8 harfli kelimeler

TUZAKKÖY

7 harfli kelimeler

TUZAKÇI, TUZAKLI

5 harfli kelimeler

TUZAK

Bazı kelimelerin anlamları

TUZAK

Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek. Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo.

TUZAKLANMA

Tuzaklanmak işi veya durumu.

TUZAKLANMAK

Tuzak durumuna getirilmek. Tuzak kurulmak.

TUZAKÇILIK

Tuzakçı olma durumu.

TUZAKÇI

Tuzak kuran kimse.

TUZAKLAMAK

Tuzak kurmak, tuzağa düşürmek.

TUZAKLI

Bilecik ili, Söğüt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Bursa şehrinde, Osmangazi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu ilinde, Araç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ili, Çayırkent bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

TUZAKKÖY

Ordu şehrinde, Akkuş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

TUZAKLAMA

Tuzaklamak işi.

  -   -   -  

Anlamında TUZAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUZAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

BADAL

Merdiven. Kardan veya çamurdan oluşan çukur. Merdiven, merdiven basamağı. Kar veya çamurda donmuş, kurumuş, derin, tekerlek ve ayak izi. Yol veya tarladaki girinti çıkıntı, tümsek, hendek: Yol çok badallı, araba sarsıyor. İki dönüm büyüklüğünde bir tarlanın altıda bir parçası. Tarla sekisi. Tuzak, fak, tehlike: Mehmedi badala bastırdım. Ağacın gövdesinden ilk ayrılan dal, sürgün. Bacak: Badalına basar ayırırım. Geniş adımla yürüyüş. Zıpzıp, bilye. Ceviz içinin dörtte biri. Akran, eş, denk. Pis, karışık. Engel, güçlük. Merdiven basamağı, merdiven.

ALDANCIK

Tuzak olarak hazırlanmış kar çukuru.

MANDEPSİ

Tuzak, oyun.

KATAKULLİ

Yalan dolan, oyun, tuzak, düzen.

ALICA

Yerlilerin el tezgâhlarında dokudukları renkli pamuklu bez. Keklik avında kullanılan, çeşitli renklerle boyanmış bez tuzak. Üzüme düşen ben. Çankırı şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

TONGA

Hile, düzen, tuzak.

ALENGİR

Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.

KAPAN

Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.

AL

Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.

FAK

Tuzak, kapan.

YOL

Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

AVGUN

Üstü açık sarnıç. Üstü kapalı veya açık su yolu, ark, bahçe duvarlarında açılan su deliği. Lâğım. Kanalla gelen suyun çeşmelere ayrılacağı yerde biriktiği küçük taş havuz. Sulak, bol sulu yer. Esas arktan ayrılan su yolunda açılıp, kapatılan yer, kapak. Birkaç kere sürülüp kabartılmamış tıkız tarla Avgun olan yerde ekin olmaz. Boğasak, boğa istiyen inek: Bizim inek avgun olmuş. Ayçiçeği. Avcılıkta kuşlara kurulan tuzak. Su kanalı (Çayağzı). Yer altındaki su yolu.

KUŞMAR

Kuş avlamak için hazırlanmış tuzak, kuş tuzağı.

ALDANGIÇ

Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.

YAKALAMAK

Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Aynı düzeye gelmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak.

TRAP

Hendek, tuzak. Sahnede yerde bulunan kapak.

ZOKA

Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası. Aldatıcı şey, tuzak, hile.

KÜNDE

Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi. Düzen, tuzak, oyun, hile. Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek.

KANADİYEN

Kanadalı tuzak avcılarının ceketlerine benzeyen içi kürklü veya pamuklu, şal yakalı, kemerli kruvaze ceket. Yaz aylarında giyilen bol ve geniş dikimli astarsız hafif ceket.