Sonu TUTUK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tutuk" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tutuk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tutuk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tutuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TUTUK

Akıcı, rahat konuşamayan. Durgun, çekingen, sıkılgan. Kapalı, tıkalı. Kısılmış, kesik. Tutuklu. Sıkıntılı. Bir organ hareket edemez olmuş. Olması gereken gibi olmayan. Eski işlevini göremez duruma gelmiş.

AKÇATUTUK

Sığırlardaki idrar tutukluğu hastalığı.

  -   -   -  

Anlamında TUTUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUTUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HÜCRE

İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

ÖZGÜR

Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, serbest, hür. Başkasının kölesi olmayan, hür. Tutuklu olmayan, hür. Siyasi bir güç tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen. Yönetim bakımından yabancı bir gücün etkisi altında bulunmayan, başka bir yönetime bağlı olmayan, bağımsız, hür (ulus, ülke). Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan, muhtar.

KELEPÇE

Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka. Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek.

MEVKUF

Vakfedilmiş. Tutuklu.

SİDİKLİK

Canlılarda sidiğin atıldığı organ. Tutukevlerinde ağır suç işleyen kimselerin cezalandırılmak üzere kapatıldıkları hücre. Pisuvar.

PISIRIK

Tutuk, sünepe, aşırı çekingen, yüreksiz ve beceriksiz, ezik, girgin karşıtı.

ANARTRİ

Dil tutukluğu.

LÜKNET

Dilde pelteklik, tutukluk.

GARDİYAN

Cezaevlerinde düzeni, tutukluların kurallara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ÇEKİNGEN

Her şeyden çekinen, ürkek, tutuk (kimse), muhteriz.

KOĞUŞ

Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda. Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda.

SALMAK

Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek. Saldırmak. Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. Sürmek. Uğratmak. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek. Üzerine yürütmek. Koymak, katmak. Sarkıtmak. Yollamak, göndermek. Vergi yüklemek.

DAM

Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.

FİRAR

Kaçma, kurtulma. Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması.

PELTEK

Dilini dişlerinin arasına alır gibi konuşan ve bu yüzden s, z gibi sesleri kusurlu söyleyen (kimse). Tutuk, titrek (konuşma). Tutuk, titrek bir biçimde.

SERBEST

Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen. Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan. Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan. Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür. Bazı kurallara bağlı olmayan. Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde. Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın).

TAHLİYE

Boşaltma. Tutukluyu serbest bırakma.

MEVKUFEN

Tutuklu olarak.

MEVKUFİYET

Tutukluluk. Alıkonulma.