TUTAM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tutam" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. tutam ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tutam ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tutam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TUTAMAKSIZ, TUTAMLAMAK

9 harfli kelimeler

TUTAMAÇLI, TUTAMAKLI, TUTAMLAMA

8 harfli kelimeler

TUTAMLIK

7 harfli kelimeler

TUTAMAÇ, TUTAMAH, TUTAMAK, TUTAMIK

5 harfli kelimeler

TUTAM

Bazı kelimelerin anlamları

TUTAM

Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot.

TUTAMIK

Yardımcı.

TUTAMAH

Neden, sebep. Delil, mesnet; yardımcı.

TUTAMAÇLI

Tutamacı olan.

TUTAMAÇ

Bir şeyin tutulup çekilecek yeri. Tutunacak yer, tutamak. Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.

TUTAMAK

Tutamaç. Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey.

TUTAMAKSIZ

Tutunacak, dayanacak, güvenecek şeyi olmayan.

TUTAMLIK

Herhangi bir tutam miktarında olan.

TUTAMLAMAK

Bir tutam almak.

TUTAMLAMA

Tutamlamak işi.

TUTAMAKLI

1.Çevrimli, tutumlu. 2.Eli işe yatkın, becerikli. Eli işe yatkın, becerikli. Temiz, tutumlu.

  -   -   -  

Anlamında TUTAM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUTAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PARTİ

Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.

BEYYİNE

Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.

LOT

Tutam (II).

ALKUM

Bir avuç, bir tutam.

CIMICIK

İki parmak ucuyla alınan miktar, tutam (toz şeyler hakkında). Azıcık, çok az.

TAŞMAK

Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak. Öfke, sabırsızlık ya da heyecan yüzünden kendini tutamamak. İnsan, nesne vb. çokça bulunmak, sayısı artmak. Bir yere veya şeye sığmamak. Akarsu, yatağından çıkarak çevresini kaplamak.

BÜNGÜL

Suyun topraktan kaynayarak çıkması. Köşe, bucak. Kışlık kumanya. Tutam (ot hak.). Kaynak, pınar.

BİCİMCİK

Ufacık, bir parçacık, bir tutam.

KAVRAM

Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu.

MEÇ

Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç. Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.

CANCAL

Karga. Karma karışık, sık, biri birine girmiş. Demet, tutam.

ELÇİM

Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne. Tutam, bir demet, bir parça.

HİSSE

Pay. Bir olaydan çıkarılan ders. Tutam.

SİDİKLİ

Üstüne sidik bulaşmış bulunan. Sidiğini tutamayan, üstüne işeyen.

BAĞLIM

Deste, demet, tutam.

BOĞU

Deste, demet, tutam. Sofrabezi. Nişanlı kız tarafından erkeğe gönderilen hediye bohçası. Buhar, buğu.

PERÇEM

Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı. Kâkül. Yele.

CIMICAK

İki parmak ucuyla alınan miktar, tutam (toz şeyler hakkında).

BİCİMİCİK

Ufacık, bir parçacık, bir tutam.

YIĞILMAK

Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek. Çok sayıda birikmek, toplanmak.