Kelimeler arşivi içinde; başında "tutar" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. tutar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tutar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tutar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TUTARSIZLAŞMAK
TUTARSIZLAŞMA
TUTARSIZLIK
TUTARLILIK, TUTARSIZCA
TUTARIKLI
TUTARLIK, TUTARSIZ
TUTARAK, TUTARCA, TUTARGA, TUTARIK, TUTARLI
TUTARI
TUTAR
TUTAR
Nicelik bakımından bir şeyin bütünü. Para miktarı, meblağ.
TUTARSIZLAŞMA
Tutarsızlaşmak durumu.
TUTARSIZCA
Tutarsız bir biçimde.
TUTARLI
Aralarında çelişki bulunmayan, her bakımdan uyumlu, insicamlı.
TUTARSIZ
Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan, insicamsız.
TUTARLIK
Uygunluk, insicam. Anlatımın konuyla bağdaşması, insicam.
TUTARSIZLIK
Tutarsız olma durumu, insicamsızlık.
TUTARIKLI
Saralı.
TUTARGA
Sara.
TUTARCA
Karın ağrısı.
TUTARIK
Sara.
TUTARAK
Sara.
TUTARSIZLAŞMAK
Tutarsız duruma gelmek.
TUTARLILIK
Tutarlı olma durumu, insicamlılık.
TUTARI
Sara hastalığı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUTAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇALYAKA
Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.
HACİMSİZ
Hacmi olmayan, oylumsuz. Borsada gerçekleştirilen yetersiz tutarda alım satım.
DALGALANMAK
Üzerinde dalga oluşmak. Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak. Hareketli olmak, kıpırdamak. Renk, ton değiştirmek.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
DEBRİYAJ
Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan düzenek. Bu düzeneği işletmeye yarayan ayaklık.
BAĞDAŞMAZ
Uyuşmaz, tutarsız.
ÇELİŞMEK
Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak.
DİDON
Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad, didona. Züppe. Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm.
IKINMAK
Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak. Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak.
HESAP
Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.
GENELKURMAY
Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye.
FLAMBE
Aleve tutarak pişirme yöntemi.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
BAREM
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.
ASORTİ
Birbirine uygun, birbirini tutar renk ve biçimde olan (giysi).
BOPLUK
Bop tutarında olma.
AĞCI
Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.
ÇEKİŞTİRMEK
Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
BAĞDAŞIM
Tutarlık, tutarlılık, insicam.