Sonu TURMA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "turma" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. Sonu turma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında turma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde turma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KOKUŞTURMA, YOĞUŞTURMA, YAHUŞTURMA, VURUŞTURMA, PABUŞTURMA, OTURTTURMA, KOĞUŞTURMA, KAVUŞTURMA, TUTUŞTURMA, TOKUŞTURMA, SORUŞTURMA, SOKUŞTURMA, SAVUŞTURMA, KONUŞTURMA, KOŞUŞTURMA, KOVUŞTURMA

9 harfli kelimeler

OVUŞTURMA, OLUŞTURMA, UNUTTURMA, UYUŞTURMA, UÇUŞTURMA, OKUTTURMA

8 harfli kelimeler

COŞTURMA, SOKTURMA, KOŞTURMA, POTTURMA, KUSTURMA, GAPTURMA, YUTTURMA, TUTTURMA, SUSTURMA

Bazı kelimelerin anlamları

TURMA

Turp. Tutukevi.

KONUŞTURMA

Konuşturmak işi.

TOKUŞTURMA

Tokuşturmak işi.

OTURTTURMA

Oturtturmak işi.

TUTUŞTURMA

Tutuşturmak işi.

KOŞUŞTURMA

Koşuşturmak işi.

VURUŞTURMA

Vuruşturmak işi.

YOĞUŞTURMA

Yoğuşturmak işi.

KAVUŞTURMA

Kavuşturmak işi. Erkek gömleği. Yelek. İş gömleği. Evleğin yarısı.

SOKUŞTURMA

Sokuşturmak işi.

YAHUŞTURMA

Yakıştırma.

KOĞUŞTURMA

ta'kib.

SAVUŞTURMA

Savuşturmak işi.

KOKUŞTURMA

Kokuşturmak işi.

PABUŞTURMA

Sulu hamura batınlıp kızartılmış ekmek.

SORUŞTURMA

Soruşturmak işi. Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat.

  -   -   -  

Anlamında TURMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TURMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

BAĞDAŞ

Sağ ayağı sol uyluğun, sol ayağı sağ uyluğun altına alarak oturma biçimi.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

ARALAMAK

İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.

BAĞDAŞMAK

Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek. Bağdaş kurup oturmak. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak.

AVUNDURMAK

Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.

ALÇALMA

Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.

ATEŞLENDİRMEK

Coşturmak, kışkırtmak, şiddetlendirmek.

BANTLAMAK

Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.

APIŞMAK

Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.

AVUNTU

İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.

AYAKÜSTÜ

Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.

ATEŞLEMEK

Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.

ARAŞTIRMAK

Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.