Kelimeler arşivinde; içinde "turma" olan, toplam 137 tane kelime bulunuyor. İçerisinde turma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu turma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında turma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SORUŞTURMACILIK
KOVUŞTURMAZLIK
SÖYLEŞÜTURMAK
SORUŞTURMACI, BESLATTURMAK, BURÇUKTURMAK, ÇAĞİRTTURMAK, ÇARPUŞTURMAK, ÇIĞRIŞTURMAK, DUNCUKTURMAK, HUYSUKTURMAK, KİTLATTURMAK, KUYLUŞTURMAK, OTURUŞTURMAK
BULUŞTURMAK, BURUŞTURMAK, KAVUŞTURMAK, KOKUŞTURMAK, KONUŞTURMAK, KOŞUŞTURMAK, KOVUŞTURMAK, SAVUŞTURMAK, SOKUŞTURMAK, SORUŞTURMAK, TOKUŞTURMAK, TUTTURMALIK, TUTUŞTURMAK, AMRUKTURMAK, AYRİTTURMAK, ÇALIŞTURMAK, ÇOĞUŞTURMAK, ÇOKUŞTURMAK, DURUKTURMAK, DUŞUKTURMAK, KORUKTURMAK, OTURTTURMAK, SAĞIŞTURMAK, SAVUTTURMAK, SİHİŞTURMAK, SORUTTURMAK, TORUKTURMAK, TURUKTURMAK, VURUŞTURMAK, YANUKTURMAK, Devamını Oku »»
KOKUŞTURMA, KONUŞTURMA, KOŞUŞTURMA, KOVUŞTURMA, OKUTTURMAK, OLUŞTURMAK, OVUŞTURMAK, SAVUŞTURMA, SOKUŞTURMA, SORUŞTURMA, TOKUŞTURMA, TUTUŞTURMA, UNUTTURMAK, UYUŞTURMAK, YUTTURMACA, DARTTURMAK, KANOTURMAĞ, KAVUŞTURMA, KOĞUŞTURMA, KOŞTURMACA, OŞUTTURMAK, OTURTTURMA, PABUŞTURMA, UÇUŞTURMAK, VARITURMAK, VURUŞTURMA, YAHUŞTURMA, YOĞUŞTURMA, YORTTURMAK
COŞTURMAK, KOŞTURMAK, KUSTURMAK, OKUTTURMA, OLUŞTURMA, OTURMALIK, OVUŞTURMA, SOKTURMAK, SUSTURMAK, TUTTURMAK, UNUTTURMA, USTURMAÇA, UYUŞTURMA, YUTTURMAK, COTTURMAK, DEKTURMAK, DUTTURMAK, GOPTURMAK, HOPTURMAK, KOKTURMAK, KOPTURMAK, OTURMAKÇI, POTTURMAK, PUSTURMAK, TOSTURMAK, UÇUŞTURMA, URUTURMAK, YAPTURMAK, YASTURMAK
COŞTURMA, KOŞTURMA, KUSTURMA, SOKTURMA, SUSTURMA, TUTTURMA, YUTTURMA, BATURMAK, GAPTURMA, GOTURMAK, ĞOTURMAK, KATURMAK, KOTURMAÇ, OLTURMAK, OTURMACI, POTTURMA, TURMALİN, USTURMAK, UTTURMAK, YATURMAK
OTURMAK, BATURMA, OTURMAN, UTURMAK
OTURMA, TURMAK
TURMA
TURMA
Turp. Tutukevi.
SÖYLEŞÜTURMAK
Bir müddet konuşmak.
ÇAĞİRTTURMAK
Çağırtmak, getirtmek.
SORUŞTURMACILIK
Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik.
DUNCUKTURMAK
Nefes aldırmamak, nefesini kesmek, bunaltmak.
ÇIĞRIŞTURMAK
Bağırttırmak, feryadettirmek.
BURÇUKTURMAK
Sıkıştırmak, taciz etmek.
KİTLATTURMAK
Kilit vurdurmak.
KOVUŞTURMAZLIK
(Söz sanatı terimi) Cümlede, başlanmış bulunan bir kuruluşu bırakıp sözü başka bir kuruluşla bitirme çalımı. "O sana bu kadar iyilik etsin, sonra da ondan en ufak bir yardımı esirgemek!" gibi ki baştaki cümleye göre son parça sonra da sen ondan en ufak bir yardımı esirge! şeklinde olmalı idi.
ÇARPUŞTURMAK
Tokatlamak.
BULUŞTURMAK
Bir araya gelmelerini sağlamak, bir araya getirmek.
HUYSUKTURMAK
Huylandırmak, huy edindirmek.
OTURUŞTURMAK
Yatıştırmak.
SORUŞTURMACI
Soruşturma yapan kimse, soruşturucu, muhakkik.
KUYLUŞTURMAK
Yerleştirmek.
BESLATTURMAK
Bakımını yaptırmak, besletmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TURMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
AVUNDURMAK
Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
ATEŞLENDİRMEK
Coşturmak, kışkırtmak, şiddetlendirmek.
BAĞDAŞMAK
Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek. Bağdaş kurup oturmak. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
BANTLAMAK
Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
BAĞDAŞ
Sağ ayağı sol uyluğun, sol ayağı sağ uyluğun altına alarak oturma biçimi.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
AVUNTU
İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
AYAKÜSTÜ
Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
ARAŞTIRMAK
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
ARALAMAK
İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.