Kelimeler arşivi içinde; başında "tula" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. tula ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tula ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tula olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TULAZDAMAH, TULAZLAMAK
TULAREMİ
TULAMAK
TULANİ
TULAZ
TULA
TULA
Yüzülmüş deri. 1.Köpek yavrusu 2.Küçük köpek. 3.Köpek ile tazının birleşmesinden doğan yavru. Tuzak için kurulan aygıt. Çocuk : Usandım bıktım bu tulalardan. Yabancı. Tembel. Yüz, yanak. Yüzsüz, utanmaz, çekinmeyen. Köpek. Tuğla. İp. (Boğaz Susuz Kars). Sepilenmemiş deri.
TULAREMİ
Kemirgenlerde görülen, oldukça bulaşıcı, Francisella tularensis'in neden olduğu, doğrudan veya kenelerle yayılan, şiddetli seyirli, ateşli hastalık. Mikroorganizma doğada çok yaygın olarak bulunur, birçok evcil hayvanı, insanı ve yabani kemiriciyi enfekte eder, tavşan humması.
TULAMAK
Çok çoğalmak. (argo) gaza getirmek.
TULAZ
Âciz, işsiz güçsüz, derbeder.
TULAZLAMAK
Atmak, fırlatmak. Fırlatmak.
TULAZDAMAH
Pırlatmak.
TULANİ
Uzunlamasına.
Bu bölümde tanımı içerisinde TULA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAY
Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis). Müzikli toplantı. Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek. Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir içecek türü. Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri. Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı.
DESTE
Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.
BAMYA
Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki (Hibiscus esculentus). Bu bitkinin hem taze hem kurutularak yenilen ürünü.
BUZLU
Buz tutmuş, buz bağlamış olan. Buz içinde tutularak, içine buz katılarak soğutulmuş.
ÇIRPMA
Çırpmak işi. Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılmış olan dikiş biçimi.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ÇAVELA
Tutulan balıkların içine konduğu sepet, çavalye.
ARP
Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.
ANIMSAMAK
Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek, hatırlamak.
AZİZ
Ermiş, eren. Sevgide üstün tutulan, muazzez.
BURMA
Burmak işi. Burularak yapılmış altın bilezik. Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış. Eğrilmek için bükülmüş yün. Musluk. Yaşken burularak kurutulan ot. Kuru incir. Hadım etme, iğdiş etme. Sarığıburma.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BANDIRMA
Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.
BUZLUK
Yiyecek ve içecekleri soğutarak saklamak için kullanılan, buzla soğutulan kap veya dolap. Buzdolabının içinde buz yapan bölme.
AYRIK
Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.
BÖLÜTLENME
Döllenmiş yumurtanın blastulayı oluşturuncaya dek art arda bölünmesi.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
BEYAN
Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.