Sonu TOMUR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tomur" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tomur ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tomur olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tomur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TOMUR

Yumru, ur. 1.Katı. Koni biçimindeki herhangi bir çıkıntı. Kan damarları bakımından zengin olan ve kıl kökü içine giren dermis tabakası uzantısı. Deride dermis tabakasının epidermis içine uzayan çıkıntıları. Papilla. Dilin üst yüzeyinde bulunan çeşitli biçimlerde olabilen ve tat alma tomurcuklarını taşıyan küçük çıkıntılar. (Eş anlamlısı: kabarcık, karşılık: papilla),katı içine doğru olan uzantıları. Dilin üst yüzeyinde bulunan küçük çıkıntılar.

  -   -   -  

Anlamında TOMUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOMUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TOMURMA

Tomurmak işi.

AŞI

Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik. Bu eriyiğin uygulanması. Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk ve benzerleri parçaları kaynaştırma işi. Bu yolla eklenen parça. Aşılı (bitki). Eskimiş giysilere yapılan yama, yamalık. Eskiyen entarinin belden yukarısına geçirilen parça. Açık renkli sincap. Armut. Hayvana sürülen alınışı boya. Renkli badana toprağı. Bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda enjekte edilen ölü ya da zayıf bakteri süspansiyonu. İnokulasyon. Bir ağacın gövdesi ya da dalına daha verimli olması için aşılanan aynı (otograft) ya da yakın bir türe ait (heterograft) bitki parçası. Canlı veya ölü mikroorganizmaların tamamı veya bir kısmından, bakteri toksinlerinden veya rekombinant DNA tekniğiyle hazırlanan ve organizmaya verildiğinde bağışık yanıtı uyararak enfeksiyon hastalıklarından korunmayı sağlayan madde. Organizmaya verildiğinde bağışık cevabı uyararak enfeksiyon hastalıklarından korunmayı sağlayan immünojen.

BEBECÜK

Lale tomurcuğu.

BİDEK

Yabanıl ağaçların yenmeyen meyvesi. Ardıç ağacının meyve ve tohumu. Bir çeşit ufak üzüm. Çalı cinsinden bir ağacın ufak yemişi (Çayağzı). Tomurcuk.

DOMUR

Kabarcık. Tomurcuk.

BAŞŞAK

Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler. Başak: Buğday başşağı. Bağlanmış buğday demeti. Tomurcuk. Asmalardaki küçük salkımlar. Ağaç kökü. Başak. Ürün alman tarlada kalan artıklar.

BİLBİK

Gonca, tomurcuk.

TOMURMAK

Ağacı dibinden kesmek. Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak. Şişip kabarmak.

DÜRMECE

Bağlarda, tomurcuk, yaprak ve salkım yiyerek yaşayan, sarımsı gece kelebeği (Sparganothis pilleriana).

CÜCÜK

Tomurcuk. Soğan, marul vb. katmerli bitkilerin en iç bölümü. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Kuş yavrusu. Bir şeyin küçüğü veya onu andıran bir parçası.

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

KARANFİL

Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus). Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus). Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu.

GONCA

Henüz açılmamış veya açılmak üzere olan çiçek, tomurcuk.

BİRGÖZELİLER

(Eş anlamlısı: Birhücreliler, Protozoa), Hayvanlar (Animalia) âleminin bir alt-âlemi. Baş özellikleri daima bir gözeden yapılmış olmalarıdır. Vücudun bölünmesi ya da tomurcuklanmasiyle çoğalırlar. Seyrek olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülür (konjugasyon = kavuşma, birleşme). Genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Tatlı su ve denizlerde yaşarlar. Bazıları asılak olup hastalık yapar. Biçimleri çok çeşitlidir. Bazısı kendini bir yere bağlayarak yaşar. Bazısı kamçı, kirpik ya da yalancı ayak yardımı ile hareket eder. Kamçılılar (Flagellata),kök-ayaklılar (Rhizopoda), sporlular (Sporozoa), kirpikliler (Ciliata) olmak üzere dört sınıfa ayrılırlar.

BEBÜK

Leblebi veya nohut, darı, bakla gibi kavrulup yenilen şeyler. Çocuk. Tomurcuk.

TOMURCUKLANMA

Tomurcuklanmak işi. Baş vermek, meydana çıkmaya hazır olmak.

TOMURCUKLANMAK

Tomurcuk oluşmak.

FİLİZ

Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

GÖZ

Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

BIBILİK

Gonca, tomurcuk.