Kelimeler arşivi içinde; başında "tomur" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. tomur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tomur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tomur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TOMURCUKLANMAK
TOMURCUKLANMA
TOMURTLAMAK
TOMURCOH, TOMURCUK, TOMURMAH, TOMURMAK, TOMURŞAK
TOMURMA, TOMURUK
TOMUR
TOMUR
Yumru, ur. 1.Katı. Koni biçimindeki herhangi bir çıkıntı. Kan damarları bakımından zengin olan ve kıl kökü içine giren dermis tabakası uzantısı. Deride dermis tabakasının epidermis içine uzayan çıkıntıları. Papilla. Dilin üst yüzeyinde bulunan çeşitli biçimlerde olabilen ve tat alma tomurcuklarını taşıyan küçük çıkıntılar. (Eş anlamlısı: kabarcık, karşılık: papilla),katı içine doğru olan uzantıları. Dilin üst yüzeyinde bulunan küçük çıkıntılar.
TOMURCUKLANMAK
Tomurcuk oluşmak.
TOMURMA
Tomurmak işi.
TOMURCOH
Tomurcuk.
TOMURMAK
Ağacı dibinden kesmek. Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak. Şişip kabarmak.
TOMURUK
Silindir biçiminde kesilmiş büyük ağaç gövdesi, tomruk.
TOMURŞAK
1.Tomurcuk. 2.Meşe ağacının meyvesi.
TOMURCUKLANMA
Tomurcuklanmak işi. Baş vermek, meydana çıkmaya hazır olmak.
TOMURCUK
Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz. Çiçek açacak gonca.
TOMURMAH
Ağacı düzgünce kesmek.
TOMURTLAMAK
Ağacın dallarını budayarak tepesini düzeltmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TOMUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOBİLİK
Gonca, tomurcuk.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
CÜCÜK
Tomurcuk. Soğan, marul vb. katmerli bitkilerin en iç bölümü. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Kuş yavrusu. Bir şeyin küçüğü veya onu andıran bir parçası.
BİRGÖZELİLER
(Eş anlamlısı: Birhücreliler, Protozoa), Hayvanlar (Animalia) âleminin bir alt-âlemi. Baş özellikleri daima bir gözeden yapılmış olmalarıdır. Vücudun bölünmesi ya da tomurcuklanmasiyle çoğalırlar. Seyrek olarak yüksek yapılı hayvanlardaki döllenmeye benzeyen bir birleşme görülür (konjugasyon = kavuşma, birleşme). Genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Tatlı su ve denizlerde yaşarlar. Bazıları asılak olup hastalık yapar. Biçimleri çok çeşitlidir. Bazısı kendini bir yere bağlayarak yaşar. Bazısı kamçı, kirpik ya da yalancı ayak yardımı ile hareket eder. Kamçılılar (Flagellata),kök-ayaklılar (Rhizopoda), sporlular (Sporozoa), kirpikliler (Ciliata) olmak üzere dört sınıfa ayrılırlar.
BEBÜK
Leblebi veya nohut, darı, bakla gibi kavrulup yenilen şeyler. Çocuk. Tomurcuk.
BAŞŞAK
Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler. Başak: Buğday başşağı. Bağlanmış buğday demeti. Tomurcuk. Asmalardaki küçük salkımlar. Ağaç kökü. Başak. Ürün alman tarlada kalan artıklar.
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
BİDEK
Yabanıl ağaçların yenmeyen meyvesi. Ardıç ağacının meyve ve tohumu. Bir çeşit ufak üzüm. Çalı cinsinden bir ağacın ufak yemişi (Çayağzı). Tomurcuk.
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
BİLBİK
Gonca, tomurcuk.
BLASTOKONİDYUM
Mantarlarda ana hücreden tomurcuklanma sonucu ayrılarak oluşan eşeysiz sporlar.
KARANFİL
Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus). Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus). Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu.
BOZALAK
Çalının taze sürgünü. Yaprak tomurcuğu. Taze mısır koçanı. Ötleğen kuşu. Ekzema gibi bir deri hastalığı. Kel.
GONCA
Henüz açılmamış veya açılmak üzere olan çiçek, tomurcuk.
DÜRMECE
Bağlarda, tomurcuk, yaprak ve salkım yiyerek yaşayan, sarımsı gece kelebeği (Sparganothis pilleriana).
BIBILİK
Gonca, tomurcuk.
BEBECÜK
Lale tomurcuğu.
DOMUR
Kabarcık. Tomurcuk.
BLASTOSPOR
Maya mantarlarında görülen ve tomurcuklanmayla oluşan spor. Maya mantarlarında görülen ve tomurcuklanma ile oluşan eşeysiz spor.
AŞI
Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik. Bu eriyiğin uygulanması. Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk ve benzerleri parçaları kaynaştırma işi. Bu yolla eklenen parça. Aşılı (bitki). Eskimiş giysilere yapılan yama, yamalık. Eskiyen entarinin belden yukarısına geçirilen parça. Açık renkli sincap. Armut. Hayvana sürülen alınışı boya. Renkli badana toprağı. Bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda enjekte edilen ölü ya da zayıf bakteri süspansiyonu. İnokulasyon. Bir ağacın gövdesi ya da dalına daha verimli olması için aşılanan aynı (otograft) ya da yakın bir türe ait (heterograft) bitki parçası. Canlı veya ölü mikroorganizmaların tamamı veya bir kısmından, bakteri toksinlerinden veya rekombinant DNA tekniğiyle hazırlanan ve organizmaya verildiğinde bağışık yanıtı uyararak enfeksiyon hastalıklarından korunmayı sağlayan madde. Organizmaya verildiğinde bağışık cevabı uyararak enfeksiyon hastalıklarından korunmayı sağlayan immünojen.