Kelimeler arşivi içinde; başında "titre" olan, toplam 36 adet kelime bulunmaktadır. titre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu titre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde titre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TİTRERSİNEKLER
TİTREŞİMÖLÇER, TİTREYİVERMEK, TİTREYEBİLMEK
TİTREŞTİRMEK, TİTREYİVERME, TİTREŞİRGÜCÜ, TİTREKLEŞMEK, TİTREYEBİLME
TİTREKLEŞME, TİTREŞTİRME, TİTREŞİMSİZ, TİTRERSİNEK, TİTREMLEMEK, TİTREKKAVAK
TİTREMLEME, TİTREŞİMLİ
TİTRERCİK, TİTRETMEK, TİTREŞKEN, TİTREŞMEK, TİTREKOTU, TİTREKLİK
TİTREŞİR, TİTREYİK, TİTREYİŞ, TİTRETME, TİTRETİŞ, TİTREŞME, TİTREŞİM, TİTREMEK, TİTREMEĞ
TİTRE
Titrasyon ile tayin edilen çözelti içinde çözünmüş maddelerin derişimi. Standart çözeltideki bileşik veya elementin g/mL cinsinden değeri. Hidrolizlenen yağ asitlerinin sabunlaşma noktası. Bir materyalde bulunan antikor veya toksin gibi bir maddenin hâlen belirlenebilen en üst seyreltinin tersi. Bir eriyikte veya belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısı.
TİTREYİVERME
Titreyivermek işi.
TİTREKKAVAK
Kerestesi beyaz sarı renkte ve belirli yılhalkalı, hava kurusunun özgül ağırlığı 0,45 gr/cm3 olan yumuşak bir ağaç.
TİTREŞİMÖLÇER
Titreşen bir nesnenin yerdeğişimini, hızını ve ivmesini ölçen aygıt.
TİTREŞİRGÜCÜ
Öğeciklerin belli dalga boyundaki ışıkları soğurma, salma olasılığını ölçen nicelik.
TİTREŞTİRMEK
Her yanı titretmek. Titreşim durumuna getirmek.
TİTREŞİMSİZ
Titreşim yapmayan veya titreşim oluşturmayan. Sert.
TİTREKLEŞME
Titrekleşmek işi.
TİTREKLEŞMEK
Titrek duruma gelmek.
TİTREŞTİRME
Titreştirmek işi.
TİTRERSİNEK
Yaza doğru sulak bölgelerde ortaya çıkan ve raslansal olarak memeleri kurtlandırıp sütün değerini düşüren küçük sinek; tüysinek. Chironomidae ailesinde bulunan ısırıkları oldukça acı verici, Mansonella ozzardi ve Dipetalonema perstans'a vektörlük yapan küçük kanatlı sinekler.
TİTREYEBİLMEK
Titreme olasılığı bulunmak.
TİTREMLEMEK
Konuşmada, düşünce veya duyuştan gelen yumuşaklık ve sertlik özelliklerini belirtmek için tonları düzenlemek.
TİTREYEBİLME
Titreyebilmek işi.
TİTREYİVERMEK
Aniden titremek.
TİTRERSİNEKLER
İnce gövdeli, çok ince bacaklı, dar kanatlı sinek türlerini içine alan ve sağlığımız için az çok önem taşıyan iplikboynuzlular familyası.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİTRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FONOGRAFİ
Seslerin gerektikçe tekrarlanmasını sağlamak için bunların titreşimlerini, madde üzerine iz olarak geçirme yöntemi.
DİYAPAZON
Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
KUTSAL
Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut.
KİLOHERTZ
Bir saniyede bin titreşimi olan elektromanyetik dalga boyu ölçüsü birimi.
İFİLDEMEK
Hafifçe titremek. Ürpermek.
İVMEÖLÇER
Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç, akselerometre.
İHTİZAZ
Titreşme, titreşim. Titreşim.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
LERZAN
Titrek.
HAŞLAMLILAR
Bir hücrelilerden, vücutlarında hareketi sağlayan kirpiğimsi titrek tüyleri veya beslenme işini gören çekmeleri olan, çoğu sularda yaşayan ve sadece mikroskopla görülebilen hayvanlar sınıfı.
IŞILDAMAK
Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak.
ISPAZMOZ
Aşırı titreme, kasılma.
KARIN
İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.
LERZE
Titreme, titreyiş.
DALGA
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
HERTZ
Saniyede bir titreşim yapan devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi.
BINGILDAMAK
Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek.