TİTİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "titi" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. titi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu titi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde titi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

TİTİREGIZIM, TİTİZLEŞMEK, TİTİZLENMEK

10 harfli kelimeler

TİTİZLİKLE, TİTİREŞMEK, TİTİZLEŞME, TİTİZLENME

9 harfli kelimeler

TİTİREMEK

8 harfli kelimeler

TİTİZLİK

7 harfli kelimeler

TİTİRTİ, TİTİZER, TİTİZCE, TİTİRİK, TİTİRGE, TİTİREK

5 harfli kelimeler

TİTİZ, TİTİN, TİTİK

4 harfli kelimeler

TİTİ

Bazı kelimelerin anlamları

TİTİ

Maymunlar (Primates) takımının. Yeni Dünya maymunugiller (Cebidae) familyasından, Güney Amerika'da yaşayan, 34 cm kadar boyda, 54 cm kadar uzunlukta çok kıllı bir kuyruğu olan, yüzü ve elleri siyah renkli bir memeli türü. (Callicebus personatus), Maymunlar (Primates) takımının Yenidünya-maymunugiller (Cebidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 34, çok kıllı olan kuyruğu 54 cm. Yüzü ve elleri kara olur. Güney Amerikada yaşar.

TİTİZLENME

Titizlenmek işi.

TİTİZER

Çok dikkat ve özenle davranan veya böyle davranılmasını isteyen memnun edilmesi güç kimse. Temizliğe aşırı düşkün olan kimse. Huysuz, öfkeli kimse.

TİTİREŞMEK

Titreşmek.

TİTİRGE

Meyve ağaçlarının çatlak ve yaralı yerlerinden akan zamk.

TİTİREGIZIM

Gelincik.

TİTİZLENMEK

Çok dikkat ve özenle davranmak veya böyle davranılmasını istemek, titiz olmak, titizlik göstermek. Öfkelenmek, huysuzlanmak, rahatsız olmak.

TİTİRTİ

Titreme.

TİTİREMEK

Sarmak, kaplamak, örtmek : Gölün üstünü buz titiredi. Eski türkçe titremek: titremek; çok ilgi göstermek. Titremek, üşümek.

TİTİZLİKLE

Titiz bir biçimde.

TİTİZLİK

Titiz olma, titizce davranma durumu.

TİTİZCE

Titiz bir biçimde.

TİTİRİK

Sürekli titreyen kişi.

TİTİZLEŞMEK

Titizlenmek.

TİTİZLEŞME

Titizleşmek işi.

TİTİREK

1.Beceriksiz, dikkatsiz. 2.Sürekli titreyen kişi. Tenekeden yapılan şamdan.

  -   -   -  

Anlamında TİTİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TİTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PİMPİRİK

Gereksiz yere titizlik gösteren. Harap, bozuk, virane. Kuşkucu. Çok yaşlı ve güçsüz (kimse).

ÇAKAL

Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.

BLASTOMİKOZİS

Nehir veya göl kıyılarındaki kumlu ve asitli topraklarda bulunan Blastomyces dermatitidis'in neden olduğu, akciğer veya deride yerel veya birçok organ ve dokuda sistemik piyogranülomların oluşumuyla belirgin, özellikle iri cüsselli erkek köpeklerde, daha az olarak da kedi, at ve diğer türlerde görülen mantar hastalığı.

BAĞIRTLAH

Yabani ördeğe benzeyen, gece çok öten, koyu kurşuni renkli bir av kuşu. Geveze, yaygaracı, çok bağıran, gürültücü. Asabi, titiz, sert.

MARAZ

Hastalık. Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan. Dayanılması güç durum.

SERT

Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Titizlikle uygulanan, sıkı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.

KIRNAK

Çalımlı, süslü (kimse). Güzel, titiz. Cilveli, oynak (kadın). Boylu boslu. Cariye. Çevik.

BAGIRTLAK

Asabi, titiz, sert.

DÜŞÜNMEK

Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.

AVAN

Devlet memuru: Avanların yüzü soğuk olur. Obur. Hırsız. İri-yarı insan. Sert, titiz, sinirli. Vurucu kırıcı, zorba. Kurt: Avan yiyesi. Sürülmesi güç olan tarla. Vurucu, kırıcı, zorba. Sürekli ağlayan bebek. Zorba, fesatçı, kötü adam.

CİDDİ

Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.

SIKI

Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.

REKABETÇİ

Rekabet yanlısı olan kimse, yarışçı, kompetitif.

SEÇMEK

Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.

ADENİN

Nükleik asitlerin yapısında bulunan azotlu bir pürin. Adenozin nükleositin, adenozin trifosfatın (ATP), nikotinamit adenin dinükleotidin (NAD), nikotinamit adenin dinükleotit fosfatın (NADP), flavin nükleotit, flavin adenin dinükleotit (FAD) ve flavin mononükleotidin (FMN) yapısında bulunan azotlu bir baz. Adenozin nükleositin, adenozin trifosfatın (ATP), adenozin difosfatın (ADP), (AMP), nikotinamit adenin dinükleotitin (NAD), nikotinamit adenin dinükleotit fosfatın (NADP), flavin nükleotitin, flavin adenin dinükleotitin (FAD), flavin mononükleotitin (FMN) ve nükleik asitlerin yapılarında bulunan azotlu bir pürin bazı. Nükleik asitlerin, adenozin trifosfat, nikotinamit adenin dinükleotit, nikotinamit adenin dinükleotit fosfat ve flavin adenin dinükleotidin yapısına giren bir pürin bazı.

AKANTAMEBİYOZİS

Acanthamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon. Hastalıkta görülen en yaygın belirtiler granülomatoz amebik ensefalitis ve Acanthamoeba keratitisdir.

CIDIR

Küçük, zayıf, ince. Öfke, sinir. Öfkeyi tahrik eden nokta. İrileşmiş yara. Vücutta sık sık çıkan çıban. Kuvvet, güç. Gurur, onur. Cirit. İnsan vücudundaki kir. Titiz, sinirli. Kıvırcık.

YAKINDAN

Yakın bir yerden, yakın olarak. Çok dikkatli, titiz bir biçimde.

BESNOİTİOZİS

Sığır, at, koyun, keçi ve diğer otçullarda Besnoitia cinsi protozoonların neden olduğu, sokucu sinekler tarafından mekanik olarak taşınan veya enfekte kedi dışkısında bulunan, ookistlerin ağız yoluyla alınmasıyla bulaşan, etkenlerin birçok dokuda kalın duvarlı kist oluşmasıyla ve klinik olarak ateş, anazarka, anasarka, iştahsızlık, fotofobi, sklerodermatitis ve değişen derecelerde kıl dökülmesi gibi belirtilere neden olan hastalık, fil derisi hastalığı. Hastalık geçmişte globidiyozis olarak adlandırılmaktaydı.

DİSİPLİN

Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.