Kelimeler arşivi içinde; başında "terek" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. terek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu terek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde terek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEREKELİK
TEREKEME, TEREKKÜP, TEREKLİK, TEREKMEK
TEREKEM
TEREKE
TEREK
TEREK
Evlerin veya dükkânların yüksekçe yerinde bulunan raf. Başlık veya şapkanın öndeki çıkıntılı bölümü, terek.
TEREKLİK
Raf, sergen.
TEREKMEK
Mayasız hamurdan açılıp, sacda pişirilen yufka ekmeği.
TEREKKÜP
Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma, bileşme.
TEREKELİK
Sebze ekilen yer, bostan.
TEREKEM
Ev gereçleri.
TEREKEME
Ev eşyası. 1.Dalgın, düşünceli : Niçin öyle terekeme terekeme yürüyorsun? 2.Aptal. Kendi kendine yetişen, büyüyen. Kadın erkek birlikte oynanan bir çeşit halk oyunu. Eski, sözlü geleneği koruyan öykülere verilen ad.
TEREKE
Miras.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DENGELEMEK
Dengeli duruma getirmek. Bir cismi güç katarak veya eksilterek denge durumuna getirmek.
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.
ÇETELE
Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
ELEKTROFON
Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz.
ÇIKRIKÇI
Çıkrık yapıp satan kimse. Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine.
BÜYÜTEÇ
Cisimleri büyüterek gösteren alet, pertavsız.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
BİR
Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
ALAŞIMLAMAK
Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak.
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
GENLEŞTİRMEK
Sıcaklığını yükselterek bir cismin yapısını ve birleşimini bozmadan hacmini, boyunu artırmak.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
BİLEŞMEK
İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak, terekküp etmek.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
BAHİSÇİ
Müşterek bahisçi.
BİLEŞME
Bileşmek işi, terekküp.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.