Kelimeler arşivinde; içinde "terek" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde terek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu terek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında terek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TESTEREKAPLAMA
KÖFTEREKİRMA, ÜRETEREKTOMİ, HİSTEREKTOMİ
ENTEREKTOMİ
MÜŞTEREKEN
GOKTEREKE, GÖKTEREKE, TEREKELİK
TEREKKÜP, MÜŞTEREK, NESTEREK, TEREKEME, TEREKLİK, TEREKMEK
TEREKEM
TEREKE, ÖTEREK
TEREK
TEREK
Evlerin veya dükkânların yüksekçe yerinde bulunan raf. Başlık veya şapkanın öndeki çıkıntılı bölümü, terek.
KÖFTEREKİRMA
Tarlayı istenildiği yönde sulamak için bel ile açılan yol. Merzifon Amasya).
TEREKEME
Ev eşyası. 1.Dalgın, düşünceli : Niçin öyle terekeme terekeme yürüyorsun? 2.Aptal. Kendi kendine yetişen, büyüyen. Kadın erkek birlikte oynanan bir çeşit halk oyunu. Eski, sözlü geleneği koruyan öykülere verilen ad.
GÖKTEREKE
Her çeşit yeşil, taze sebze.
ENTEREKTOMİ
Bağırsak rezeksiyonu.
TESTEREKAPLAMA
Testere ile biçilerek elde edilen Üstün değerli kaplama.
TEREKELİK
Sebze ekilen yer, bostan.
MÜŞTEREK
Ortak. Ortaklaşa, el birliğiyle yapılmış olan veya hazırlanan. Birlikte.
TEREKLİK
Raf, sergen.
MÜŞTEREKEN
Ortaklaşa.
ÜRETEREKTOMİ
Üreterin ameliyatla çıkarılması.
NESTEREK
Eşya, nesne.
TEREKKÜP
Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma, bileşme.
GOKTEREKE
Yeşillik, yeşerti, sebze (bitki hakkında).
TEREKMEK
Mayasız hamurdan açılıp, sacda pişirilen yufka ekmeği.
HİSTEREKTOMİ
Laparotomi veya transvajinal yolla döl yatağının tamamının ameliyatla kesilip çıkarılması.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DENGELEMEK
Dengeli duruma getirmek. Bir cismi güç katarak veya eksilterek denge durumuna getirmek.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
BAHİSÇİ
Müşterek bahisçi.
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ÇETELE
Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
BİR
Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
ÇIKRIKÇI
Çıkrık yapıp satan kimse. Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine.
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
ELEKTROFON
Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz.
GENLEŞTİRMEK
Sıcaklığını yükselterek bir cismin yapısını ve birleşimini bozmadan hacmini, boyunu artırmak.
BÜYÜTEÇ
Cisimleri büyüterek gösteren alet, pertavsız.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
BİLEŞMEK
İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak, terekküp etmek.
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.
BİLEŞME
Bileşmek işi, terekküp.
ALAŞIMLAMAK
Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak.