Kelimeler arşivi içinde; başında "telem" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. telem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu telem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde telem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TELEMETRE, TELEMETRİ
TELEMBE, TELEMEK, TELEMEN, TELEMİR, TELEMÜK
TELEME
TELEM
TELEM
Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç.
TELEMEK
Gözetlemek. Pıhtılaşmak. 1.Görmek : Öğretmen beni teleyor. Denemek: Telemeden hiç bir şey almam. Terlemek.
TELEMEN
Az pişmiş yumurta, rafadan.
TELEMETRE
İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç. Uzaklık gösteren değerlerin aktarılmasına yarayan araç. Fotoğraf makinelerinde, çekimi yapılacak nesneye olan uzaklığı belirterek bunun ayarını yapan düzen.
TELEMÜK
Süpürge çöpü.
TELEMETRİ
Uzaklık ölçümü. Ölçü değerlerinin veya verilerin haberleşme araçları yardımıyla uzak mesafelere otomatik olarak aktarılması.
TELEMİR
Peynir mayasıyla kestirilmiş sütten yapılan süzülmemiş peynir.
TELEMBE
Tuzlanmış ekşi nar, erik, çağla ve koruk gibi şeyleri ağzı kapalı bir kap içerisinde sallayıp sulandırarak yapılan bir çeşit yiyecek, çerez.
TELEME
Teleme peyniri.
Bu bölümde tanımı içerisinde TELEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DESTELENMEK
Desteleme işi yapılmak.
BESTELENMEK
Besteleme işine konu olmak, bestesi yapılmak.
ISRAR
Direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma.
BESTELEME
Bestelemek işi.
LİSTELEME
Listelemek işi.
İTEKLEMEK
Sürekli olarak itmek, kakmak. İtelemek.
DESTELEME
Destelemek işi.
FİRKETELEME
Firketelemek işi.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
İNTİKAL
Bir yerden başka bir yere geçme, geçiş. Miras olarak babadan çocuğuna kalma. Anlama, kavrama. Öteleme. Geçişim.
ÇİFTELEME
Çiftelemek işi.
ÇİFTELEŞMEK
Birbirini çiftelemek.
ERTELEYİŞ
Erteleme işi.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
İTELENMEK
İteleme işi yapılmak.
NİTELEYİŞ
Niteleme işi.
ERTELEME
Ertelemek işi, tehir, tecil, talik.
NİTELEME
Nitelemek işi.
İTELEME
İtelemek işi.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.